Spor

Biraz da spor,Şampiyonluk güzel şey…

Ali başkan basın mensuplarına “Kusura bakmayın bu telefonu açmam gerek, eşim arıyor” diyor. Bu davranış sosyal medyada çok takdirle karşılandı

Biraz da spor

Sevgili okurlarım, bu yazıyı yazmak için bilgisayarın başına oturdum. Tam yukarıdaki “Biraz da spor” başlığı atmıştım ki içerden eşim seslendi ve marketten bir şeyler alıp gelmemi istedi. “Tamam, yazıyı bitireyim gidip alırım” diyecektim ki aklıma Fenerbahçe Kulübümüzün başkanı, ülkemizin en saygın iş insanı Ali Koç’un yaşadığı olay aklıma geldi. Basın toplantısındayken Ali başkanın telefonu çalıyor, ekrana bakan Ali başkan basın mensuplarına “Kusura bakmayın bu telefonu açmam gerek, eşim arıyor” diyor. Bu davranış sosyal medyada çok takdirle karşılandı son günlerde. Kadın derneklerinden tutun da köşe yazılarına kadar beğeni topladı Ali Koç’un bu davranışı. Ben de “Serde Fenerbahçelilik var, benim Ali başkandan neyim eksik” diye düşündüm. Yazının başlığını bıraktım ve kalkıp marketin yolunu tuttum.

Yolda bir arkadaşıma rastladım. Benden birkaç yaş daha genç olan arkadaşımla ayaküstü hal hatır sorarak sohbet ettik. “Yazıyı yarım bıraktım markete gidiyorum” deyince arkadaşım “Hangi konuyu yazıyorsun ağabey?” dedi. “Bugün spor yazacağım” şeklinde cevap verdim. “Hani sen güncel konuları yazıyordun? Ülkenin güncel konusu spor mu şimdi?” diyerek üzerime geldi.

“Haklısın kardeşim” dedim ve ilave ettim. “Haklısın ülkede birçok konu var güncel olan. Ama ben neresini yazayım ki? Ülkenin asayişinden sorumlu bakan ‘Bir siyasetçi organize suç örgütü reisinden ayda on bin dolar maaş alıyor” diyor, adı geçen siyasetçi ‘Hayır ben kimseden para almadım’ demiyor. ‘Bu bayrak inmez, bu ezan susmaz’ şeklinde veciz bir açıklama yapıyor. Söz konusu organize suç örgütü lideri ‘On bin dolar bana yakışmaz, çok daha fazla miktardaki parayı arabasının bagajına koydurdum’ diyor. Kimse de yalanlamıyor. Daha birçok suçlamalar havalarda uçuşuyor. Ben bu durumda neyi yazayım? Hangisini tutsam elimde kalıyor. Hani eski maliye bakanı istifa ederken ‘At izi it izini karıştı’ demişti de şaşırmıştık. Aynen o durumdayız şimdi. Bu olacakları belki önceden tahmin etmişti genç maliye bakamın. Hiçbir konuda netlik yok, memleketin hali o kadar sisler içinde ki bana da ancak spor yazmak kaldı” dedim arkadaşıma, vedalaşıp ayrıldık. Eve gelince asıl tasarladığım konuyu yazmaya başladım.

Şampiyonluk güzel şey…

Birkaç senedir amacına ulaşmaya bir adım kala kaybeden Değirmenderespor bu sezon amacına ulaşarak Kocaeli Amatör Süper Lig’de şampiyon olup Bölgesel Amatör Lig’e yükseldi ve tüm beldemize mutluluk yaşattı. Başta Başkan Severcan Kara olmak üzere, teknik ekibi ve tüm futbolcuları kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Bu sene ilimizdeki herkesin gönlünde yer tutan Kocaelispor’umuz bu sezon 2. Ligde şampiyon olup 1.Lige yükselerek bizleri sevince boğdu. İnşallah bu sezonki başarı devam ederek eski günlerdeki gibi Süper Ligde ilimizi temsil etme mutluluğunu yaşatır bizlere.

Bu yerel başarılardan sonra Anadolu Efes Basketbol takımı Avrupa şampiyonu olarak ülkemize sevinçlerin en büyüğünü yaşattı. Onları kutluyor başarılarının devamını diliyorum.

Takım sporlarındaki bu başarıların yanında gencecik cimnastikçi kızı Ayşe Begüm Onbaşı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen 16. Aerobik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda Büyük Kadınlar kategorisinde ilk büyükler dünya şampiyonluğuna erişmişti. Hem kendi dalında dünya şampiyonu olan ilk Türk olmanın gururunu yaşadı, hem tüm ülkemize gurur yaşattı.

Bu sezon futbolda şampiyon olan Beşiktaş kulübümüzü de kutluyor ve Avrupa maçlarında yürekten başarılar diliyorum. Bir Fenerbahçeli olarak Beşiktaş takımına karşı bir sempati duyuyorum. Belki de Beşiktaş taraftarından oluşan “Çarşı grubu”nun toplumsal olaylardaki duyarlılıkları onlara sempati duymama neden oldu.

Yazıma geçen yılki bir anımı anlatıp, neden Beşiktaş’ın şampiyonluğuna sevindiğimi belirterek son vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi geçen yıl Süper Lig’de Başakşehir Kulübü şampiyon olmuştu. Ben emek vererek, alın teri dökerek şampiyonluğa ulaşan tüm sporcuları ve takımları kutlarım ama geçen sene Başakşehir’in şampiyon olmasını hiç istememiştim. Dostlarımla yaptığımız sohbetlerde bunu hep dile getirdim. Nedenini sorduklarında ise “Futbol ülkemizin en sevilen, en popüler sporudur. Kitleleri peşinden koşturur. Üç büyük tabir ettiğimiz Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray şampiyon olduğunda ülkemizin her noktasındaki taraftarları mutluluk yaşarlar. Ya da mesela Trabzon şampiyon olduğunda, mesela evvelki sene Bursaspor şampiyon olduğunda tüm kent insanları çok mutlu olurlar. Ama bu Başakşehir kulübü zorlamayla kurulan bir kulüp. Taraftarı yok, olması da mümkün değil. Başakşehir ilçesi zaten en yeni kurulan ilçelerden birisi. İnsanlar buraya sonradan gelip yerleşmişler. Bir Kasımpaşa gibi, bir Karagümrük gibi değil, olamaz da Başakşehir. Eğer bir İstanbul takımını şampiyon yapmak gibi bir amaç olsaydı mesela 95 yıl önce kurulan tarihi bir kulüp olan İstanbulspor desteklenip şampiyon olsaydı birçok taraftarı da sevinç yaşardı. Zorlamayla hiçbir kulüp başarılı olamaz. Nasıl ki eski belediye başkanının ite kaka ayakta tuttuğu Ankara Osmanlıspor Süper Lig’den Birinci Lige, oradan da İkinci Lige düştüyse. Başakşehir’i de aynı akıbetin beklediğini düşünüyorum.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Sevgili Halil kardeşim, yorumların ve analizlerin çok doğru.✍✍✍
    Keşke ülkemizi yönetenleride sporcularımız gibi alkışlayabilseydik.
    Malesef marmara müsilajı gibi ülkemizin başına yapıştılar gitmek bilmiyorlar.
    Bu rezillikler başka bir ülkede yaşansa, bir gün bile durmadan istifa ederler.
    Onur şeref haysiyet kalmamış bunlarda.
    Kalemine sağlık kardeşim.🙏🙏🙏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün