Kültür

Bugün 5 Aralık, Dünya Kadın Hakları Günü

Evet, 5 Aralık Dünya Kadınlar Günü ama bu tarihin Türkiye'deki kadınlar için daha farklı bir önemi var.

Takip Et    

Bugün 5 Aralık, Dünya Kadın Hakları Günü…
Evet, 5 Aralık Dünya Kadınlar Günü ama bu tarihin Türkiye’deki kadınlar için daha farklı bir önemi var. 5 Aralık 1934 tarihinde Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden biri gerçekleşti: Kadınlar milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip oldu. Devletimizin kurucusu, milletimizin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bundan tam 86 yıl önce kadınlara bu hakkı çok sayıda Avrupa ülkesinden önce tanıdı.
Birçok ülke kadınları bizim kadınlarımızdan sonra bu hakları elde ettiler.
Örnek vermek gerekirse Fransız kadınlar 1944 yılında, İtalyan kadınlar ve Japon 1945 yılında bu haklarını elde ettiler. Ellili ve atmışlı yıllarda seçilme haklarına kavuşan birçok ülke kadını bulunmakta, örnekleri yazmaya yerim yetmez. Ama son bir örnekle bu konuya nokta koyayım. Şimdi dünyanın en modern ülkeleri arasında gösterilen İsviçre’de kadınların 1971 yılında haklarını atamız.
Türkiye’de kadınlara milletvekili olma hakkının tanınmasının ardından yapılan seçimde Meclis’e 18 kadın milletvekili girmiş ve kadınlar yüzde 4.5 oranında temsil edilmişlerdi. Ülkemiz bu temsil oranı ile o dönem dünyada ikinci sırada yer alırken bugün dünya ülkeleri arasında ilk 100’de bile yer almıyor.
Aradan geçen senelerde kadınlarımız açısından daha ileri gitmemiz gerekmesine rağmen maalesef yeterli ilerleme kaydedilememiş.
Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 101 kadın milletvekili var. Toplam sayıdaki yüzdesi 17 olarak görünüyor.
Atamızın diğer Avrupa ülkelerinden ve dünya milletlerinden seneler önce bu hakkı verip onurlandırdığı kadınlarımıza ne yazık ki daha sonra ülkemizi yönetenler gerektiği, hak ettiği değeri vermedikleri için bu oranda kalmışlar.
Kadınların seçilme hakkını bizden sonra elde eden İsveç parlamentosunun yüzde 45’i, Finlandiya’nın yüzde 42’si kadınlardan oluşuyor.
Zaman zaman Meclis oturumlarında milletvekillerinin tekme yumruk birbirlerine girdiklerini görüyoruz. Ben inanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 600 milletvekilinden şimdiki 101 yerine 250 milletvekili kadın yer alsa o kavgalar da sona erer, hiç değilse çok azalır.
Kadınlarımızı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne daha fazla gönderelim.
Kadınlarımızı yerel yönetimlerde de daha fazla görevlendirelim. Kadının eli değdiği illerimizin ilçelerimizin daha güzelleşeceğine inanıyorum.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in, Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun başarıları ortada.
İlimizde de İzmit Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Fatma Kaplan Hürriyet’in uygulamalarındaki başarılarını takdirle izliyoruz.
Belediye başkanlarının yanında illerimizdeki ve ilçelerimizdeki belediye meclislerinde de kadın üye sayısını artırmalıyız. Meclislerin yarısına yakını kadınlardan oluşmalı. O zaman çok daha başarılı ve yararlı faaliyetlerin hayata geçirileceğini düşünüyorum.
Evet, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, gerekse belediye meclislerinde kadın üye sayısı hızla artmalı, artırılmalı, bu tartışılmaz. Yukarıda da belirttiğim gibi bizim kadınlarımıza seçilme hakları diğer ülke kadınlarından çok daha önce hediye edildi atamız tarafından. “Hediye edildi” kelimesini özellikle seçtim. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce internette yaptığım araştırmada gördüm ki diğer ülke kadınları bu hakları elde etmek için birçok mücadele vermişler. Ama bizim kadınlarımıza atamız hediye etmiş haklarını.
Hakları hediye edilen kadınlarımız şimdi sayılarının artmasının da hediye edileceğini sanmasınlar. Gerekli mücadeleyi gösterir, kendilerini kanıtlarlarsa ancak bu sayı artar. Yani kanırta kanırta, dişleriyle, tırnaklarıyla mücadele ederek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de, belediye başkanlıklarına da, belediye meclislerine de girebilirler.
Son sözümü de bazı televizyon kanallarına çıkan kadınlara söylemek istiyorum. Başını bağlayınca her şeyin tamam olduğunu sanan, ama suratına makyajını eksik etmeyen bazı kadınlar televizyon ekranlarına çıkıp “Atatürk’ü sevmiyorum, saygı duymuyorum” deme cüretini ve hadsizliğini gösteren kadınlara sesleniyorum.
Atatürk olmasaydı, devrimlerini yapmasaydı sen televizyon ekranına çıkıp ahkam kesme hakkını elde edemeyecektin. Bir adamın üçüncü ya da dördüncü karısı olarak evinde oturup bulaşık yıkayacaktın. Sen sadece başın türbanlı diye gazetede köşe sahibi olmuşsun ama Atatürk olmasaydı Arap kadını gibi olacaktın. Arap kadınının ehliyet alma, araba kullanma hakkı yoktu geçen sene ancak elde etti bunu unutma “Türbanlı bacım”.
En çok da türbanlı bacıların Atatürk’ü sevmeleri ona minnet duymaları gerekir bunu hiç unutmasınlar.

Takip Et    
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı