Halil Küçükparlak

Cambaza bak!

Cambaza bak!

Birkaç günden beri hangi kanalı açsam aynı konuda bir tartışmadır sürüyor.
Birileri “Villa yapılıyor” diyor.
Bir başkası çıkıyor, “Hayır villa değil, 250 metrekare ev” diyor.
Birisi çıkıyor, “Binanın iki katı büyüklüğünde bahçesi olacak” diyor.
Bir başkası, “İki katlı olacak, alt katında çalışmalar yapıp ziyaretçi ağırlayacak, üst kat yaşam alanı olacak” diyor.

Baştan söylemedim ama ne anlatmak isteğimizi tahmin etmişsinizdir.

İmralı adasında yapılan bina hakkında söylendi bunlar.
İlk olarak yetkililer “İdari bina yapılıyor” dediler ama sonunda İmralı adasında ikamet eden “Ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına mahkum “Terör örgütü elebaşı” için yapılan bina olduğu kabul edildi artık.
Birisi villa diyor, diğeri hayır villa değil ev diyor.

Bunları dinlerken açtım Türk Dil Kurumu sözlüğünü baktım.

Sözlüğe göre villanın anlamı “Şehir dışında veya yazlık bölgelerde bulunan, bahçeli ve müstakil ev. Genellikle geniş bir arsa üzerine kurulan, konforlu, müstakil ve lüks konut tipidir” şeklinde açıklanıyor.
Yani özetle neymiş “250 metrekare eve zaten villa deniyormuş” sözlüğe göre, yani tartışılacak bir şey yok. Her ikisi de aynı anlama geliyor.

Peki neden birçok kanalda bunlar söyleniyor, tartışılıyor?

Kimse Borsa’da vurgun yapanları konuşmasın isteniyor galiba.

Borsa’da vurgunu vurup gariban küçük yatırımcının parasını yurt dışındaki bankalara kaçıranları konuşmuyor kimse.
İnternette bu konuyu araştırırken rastladım Borsa’da işlem yapan aracı kurumlardan birinin sahibi ve başkanının dolandırıcılıktan sabıkası olduğu bilgisine rastladım.
Böyle birine Borsa’da işlem yapma yetkisi nasıl veriliyor, kim veriyor?
Kimse “Mazotun litresi 100 lirayı geçti, akaryakıt fiyatları neden bu kadar yükseliyor” diye sormasın isteniyor galiba.
Yakıta zam gelince iğneden ipliğe her malzemeye zam gelecek demektir.

Bu konuda konuşan hazineye bakan şahıs “Birçok Avrupa ülkesinde bir litre mazotun TL cinsinden fiyatı 150 TL’den aşağı değil. Aşırı yükselişlere rağmen bizde 100 TL” diyor.

Ben de en çok bu tip konuşmalarla vatandaşın aklıyla alay eden siyasetçilere sinir oluyorum.

Bakan bu konuşmayı yaparken karşısında gerçek gazeteciler yok ki. Eğer karşısında gerçekten gazeteciler olsaydı “Sayın bakan Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışan insanların oranı yüzde 12-13 olmasına rağmen bizim ülkemizde asgari ücretle çalışan vatandaşların oranı yüzde 36” diye sorardı.

Eğer bakanın karşısında gerçek gazeteciler olsaydı, hemen arkasından “Sayın bakan; İrlanda 2 bin 391 euro (130 bin 788 TL), Almanya 2 bin 343 euro (128 bin 162 TL), Hollanda 2 bin 338 euro (127 bin 889 TL) ve Belçika 2 bin 234 euroyla (122 bin 200 TL) iken bizdeki asgari ücret ise yaklaşık 500 euro (28 bin TL) ülkemiz vatandaşlarının alım gücü neden bu kadar düşük” diye sorardı.

Sözün özü; hani sirklerde cambaz ipin üzerinde yürürken aşağıdaki kişiler nefeslerini tutarak izlerken bir yankesici gelip ceplerindeki cüzdanı çalıp gider ya…
Biz de villa, yok villa değil bina tartışmaları yaparken cebimizdeki parayı çalıyor birileri.

Başa dön tuşu
82.222.188.222/27 213.74.78.242/28 176.88.198.136/28