Gündem

Devletimiz güçlüdür

Devletimiz güçlüdür,Sevgili okurlarım, devletimiz güçlüdür, hem de çok güçlüdür. Devletimizin kurucusu aziz atamız Mustafa Kemal Atatürk tarafından

Devletimiz güçlüdür

Sevgili okurlarım, devletimiz güçlüdür, hem de çok güçlüdür. Devletimizin kurucusu aziz atamız Mustafa Kemal Atatürk tarafından temeli sağlam bir şekilde atılmış ve bir asırdan beri dimdik ayaktadır. Sonsuza kadar da hayatiyetini devam ettirecektir. Evet, devletimiz güçlüdür, hem de çok güçlüdür. Hem dışardaki etrafımızı çepeçevre saran dış güçlerin, hem de içerdeki “içimizdeki” hainlerin her yönden saldırmalarına karşı devletimiz gücünden hiçbir şey kaybetmemiştir.

“Devletin güçlü olduğunu biliyoruz. Nereden icap etti, nereden aklına geldi de böyle bir giriş yaptın?” diye düşünüyor olmalısınız. Sizleri daha fazla meraklandırmadan hemen konuya gireyim.

Bursa Orhangazi’de bulunan nişasta fabrikası işçileri yasal hakları olan sendikaya üye oldukları için dünyaca ünlü çok uluslu şirket Cargill firması tarafından işten çıkarılıyorlar. Uzun süreden beri üyesi oldukları “Tek Gıda-İş” sendikası önderliğinde haklarını aramak için mücadele ediyorlar. Her platformda seslerini duyurmanın mücadelesini veriyorlar. İşte bu işçiler şimdi de Tarım ve Orman Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istediler. Önce üyesi oldukları Tek Gıda-İş Sendikası’ndan toplu olarak çok uzakta olmayan Tarım ve Orman Bakanlığı’na yürüyüp bakanlık önünde basın açıklaması yaptıktan sonra dağılacaklardı.

Önlerine polis engeli çıktı. Sendikadan bakanlığa kadar yürümelerine izin verilmedi. Sendikacılar ve işçi kardeşlerimiz terörist değil ki, tabii karşılarındaki devletin güvenlik güçlerine karşı koyacak halleri yoktu. “Tamam, madem bakanlık önüne yürümemize izin vermiyorsunuz, basın açıklamamızı burada, sendikamızın önündü okuyup dağılalım” dediler. Ama emniyet güçlerinin maksadı “üzüm yemek değil” galiba “Hayıırrrr! Basın açıklaması da okuyamazsınız. Dağılın derhal!” şeklinde olmuş hak arayan işçilere polisin cevabı. İşten çıkarılan toplam 21 işçi, kendilerine yardımcı olan birkaç sendikacılarla birlikte toplam 50 kişi bile tutmayan “eylemciler” karşısına 100’den fazla tam teçhizatlı emniyet güçlerini buluyorlar.

Ben akşam televizyon haberlerinde gördüm izledim. Belki bazılarınız da görmüşsünüzdür mutlaka. Polislerin başlarındaki kadın amir “Bakanlık önüne yürümemize izin vermiyorsanız burada, sendika önünde basın açıklaması yapalım” diye ısrar eden işçileri gözaltına alıyor ve alırken de “Biz devletin gücüyüz neler yapabileceğini orada gösteririz size” diyor, bu sözler kameraların önünde söyleniyor, televizyon haberlerine yansıyor.

Bu sözler söylenerek işçiler polis araçlarına doldurulup götürülüyor. Akşam haberlerinde bu götürülüşü izledikten sonra devamını ertesi sabah öğreniyoruz. Emniyete götürülen işçiler ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılıyor. Tabii ki serbest bırakılacak, zaten basın açıklaması yapmak istemişlerdi bu bir suç değil. Polis açıklamaya engel oldu, onlar polise karşı gelmediler. Özet olarak hiçbir suçları olmadığı için usulen ifadeleri alınıp salıverildiler.

Bursa ilinin Orhangazi ilçesinden kalkıp haklarını aramak için, Ankara’ya gelen işçiler Emniyet’teki ifadeleri alındıktan sonra gece yarısı salıverilince ne yapacaklardı? Tabii ki memleketlerine, evlerine döneceklerdi. Arabalarına binen işçiler yolda giderken tekrar polis kesiyor önlerini ve “Sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri” nedeniyle ceza yazılıyor zaten işsiz kalan evlerine ekmek götüremeyen işçilere. Ceza yazıldıktan sonra ne yapmaları gerektiğini bilemiyorlar. Ceza makbuzunu ceplerine koyup yollarına devam ediyorlar bir an önce evlerine ulaşabilmek için.

Sabaha karşı saat 04.50’te kontrol sırasında tekrar önleri kesiliyor ve sokağa çıkmanın yasak olduğu söyleniyor yüzlerine. Saat 05.00’da serbest olacak sokağa çıkmak. Yani yasağın bitmesine 10 dakika kalmış. Düşünebiliyor musunuz sevgili okurlarım. Sanki özellikle takip edip on dakika kala tekrar ceza yazılıyor zavallı işten atılan işçilere.

Buradan işçileri gözaltına alırken “Biz devletin gücüyüz neler yapabileceğini orada gösteririz size” diyen sarı saçlı kadın emniyet görevlisi başta olmak üzere tüm devlet görevlilerine sesleniyorum.

Evet, devletimiz güçlüdür, hem de çok güçlüdür.

Devletimizin güvenlik vatan hainleriyle, teröristlerle, suçlularla mücadele etmesini bilir. Bunları yasal yetkileri dahilinde yakalayıp adli makamlara teslim eder. Devletin gücünden hiçbirimizin en küçük bir kuşkusu yok.

Ama ne olur sapla samanı, suçluyla suçsuzu birbirine karıştırmayın. Devletin gücünü gariban işçiye ispat etmeye kalkışmayın.

Devletimiz suçlulara, yasa dışı işler yapanlara karşı kanunları uygulamalı ama masum insanlara acımasız davranmasın.

Halk arasında  “Devlet Baba” diye bir deyim vardır. Bilir misiniz işçileri paketleyip götüren emniyet görevlileri. Hani nasıl aile içindeki babalar aile bireylerini korumak, kollamak anlamına geliyorsa, hak da “Devlet Baba” diyerek devletin şefkatli kollarında kendisini güvende hissetmek ister her zaman.

Gündüz vakti gözaltına aldığınız işçilerin ifadelerini aldıktan sonra “Saat şimdi gece yarısı oldu. Sokağa çıkma yasağı var. Sabaha kadar bir yere gidemezsiniz. Biz sizi misafir edelim polisevinde veya başka bir uygun yerde. Sabah yola çıkıp evinize gidin” deseydiniz o işçilerin gözünde de halkın gözünde de devletin şefkatini göstermiş olacaktınız.

Tamam polisin de işi zor, onlar da zor şartlarda görev yapıyorlar ama ne olur haklarını aramaz için çare arayan, yollara düşen işçilere, emekçilere karşı insafsız davranmayın, onlar devlete isyan eden insanlar değil.

Halil Küçükparlak

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Sevgili hemşehrim, değerli yazılarını fırsat buldukça okuyorum.
    İktidarın baskıcı sistemi giderek büyümektedir.
    Sendikalı olmanın hiç anlamı kalmadı. Artık hak aramak suç oldu. Hak ve hukuk ararsanız hemen fetö veya pkk ile damgalanırsınız. Her geçen gün geriye gidiyoruz.
    Kalemine sağlık, sağlıklı günler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir