Gündem

Eve lazım olan camiye haram!

Ülkemizin son başbakanı"Mülteci konusu tek başına bizim sorunumuz değildir. Bu sorunları başlatan da biz değiliz, biz sadece sonuçlarına katlanıyoruz.

Eve lazım olan camiye haram!

Ülkemizin son başbakanı”Mülteci konusu tek başına bizim sorunumuz değildir. Bu sorunları başlatan da biz değiliz, biz sadece sonuçlarına katlanıyoruz. Suriye’deki savaşı biz başlatmadık, ama canını kurtarmaya çalışan 3,5 milyon insanı biz bağrımıza bastık, ekmeğimizi paylaştık. Türkiye’nin mülteciler konusunda ne kadar mucizevi işler başardığını söyleyeceğinize biraz yük alın. Türkiye, AB’nin güvenliğini sağlayan bir ülkedir. Türkiye olmazsa mülteciler Avrupa’yı istila eder ve büyük bir sorunla karşılaşılır” demiş.

Ülkemizin asayişten sorumlu bakanı “İdlib’de 57 bin briket evi tamamladık, yıl sonuna kadar 100 bin evi bitireceğiz. 73 okul, 50 cami, 23 sağlık tesisi, 18 sosyal tesis, 25 park, 34 fırın, 40 su kuyusu yapıyoruz. Nasıl İdlib’de milyon insana ev yapılıyorsa, Celabrus, Azez, El-Bab, Resulayn, Tel Abyad’da Türkiye’de yerleşik bulunan Suriyeli 1 milyon kişiye evler yapılacak. Biz Lübnan’da, Yemen’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Bangladeş´te Arakan Müslümanlarıyla beraber varız. Biz Ukrayna’da varız. Biz dünyada nerede zülüm varsa Allah şahittir karşısında hep birlikte varız. Eğer biz olmasak şu çocuklar bizden hesap sorarlardı. Bu dünyada da öteki dünyada da” şeklinde konuşmuş.

*********

Sevgili okurlarım, devletimizi yöneten bakanlar bu şekilde beyanatlar verirken ben sizlere mülteciler konusundaki fikirlerimi aşağıdaki şekilde anlatmak istiyorum. Bu konuda hamasi sözler söyleyip şu kadar milyar dolar paralar harcandı falan demeyeceğim. Zaten o kadar bilgi kirliliği var ki bu konuda doğru bir rakam bulup yazmak da mümkün değil. Birçok rakam dolaşıyor internette. Böyle olması da doğal çünkü her geçen gün rakam daha da artıyor. Milyar dolarlarla hem kendi kafamı, hem de sizin kafanızı karıştırmadan ben bu olaya nasıl bakıyorum onu açıklayayım. Çok basit bir örnek vererek açıklamak istiyorum.

Düşünün sevgili okurlarım. Asgari ücretle geçinen bir ailesiniz. Devlet büyüklerinin sözlerini uyarak 4- 5 çocuk yapmışsınız. Kıt kanaat geçiniyorsunuz. Evin babası oturduğunuz evin dışını göz alıcı bir şekilde boyatıyor birçok şeye ihtiyacınız olmasına rağmen. Evin annesi itiraz ediyor, “neden bu boyaya masraf ettik” diye. Baba kızıyor, “sus hanım senin aklın ermez itibardan tasarruf edilmez” diyor. O sırada komşunun evinde yangın çıkıyor. Komşunun çoluk çocuğu sıkıntıya düşüyor. Evin babası mağdur komşu çocuklarını eve alıyor. “Bunlar Müslüman din kardeşlerimiz” diyor. Evin büyük oğlu “Baba bak caddenin karşısındaki komşumuzun durumu daha iyi. Evinin bahçesindeki kuyudan petrol fışkırıyor, onların da din kardeşleri, onlar yardım etsin din kardeşlerimize” diyor ama baba susturuyor büyük oğlanı. Misafir din kardeşlerimiz bizim eve yerleştiler. Buzdolabını açıyor bizim çocuklar bir şey kalmamış, misafir çocuklar yemiş. Komşunun evindeki yangın halen devam ediyor. Bizim oğlanlar yangına yardıma koştular. Bizim evin kızı babaya “Baba bu komşu çocukları bizim evde yan gelip yatıyor benim ağabeylerim yangın söndürmeye çalışıyorlar. Bunlar gitsin kendi evlerindeki yangınları söndürsün” diye söylenmeye başladı. Baba hemen “Müslüman kardeşimizdir” diyerek susturuyor. Kızcağız haklı, Suriyeli sapasağlam, taşı sıksa suyunu çıkaracak kadar güçlü kuvvetli erkekler ülkemizde keyif çakarken Suriye’de Fırat Kalkanı harekatı yapan ordumuzun kahraman evlatlarının cansız bedenleri bayraklara sarılı tabutlarla geliyor memleketlerine.

Daha sonra evin annesi artık isyan noktasına gelmiş söylenmeye başlamış “Komşunun evindeki yangın söndü” artık dönsün evine benim salonumdaki kanepeye uzanan komşunun oğlu. Misafirliğin de bir sonu, bir sınırı var” diyor. Gerçekten de son zamanlarda artık Suriye Devlet Başkanı ülkesi içindeki ve dışındaki asker kaçakları dahil tüm vatandaşları için genel af ilan ettiğini açıkladı. Ama evin babası aile fertlerinin bu sızlanmalarına, bu şikayetlerine kulaklarını tıkamış “Göndermeyeceğim” diyor. Gerçi birkaç gün önce “Göndereceğim” demişti ama şimdi tekrar “Göndermeyeceğim”e döndü.

Mülteciler konusunu ben yukarıda örneğini verdiğim ailenin durumu gibi görüyorum.

Ülkemizin asayişten sorumlu bakanına da soruyorum. Ülkemizde kiralar almış başını gitmiş. Birçok yurttaşımız kirasını ödemekte zorlanıyorken biz neden komşu ülkeye evler, okullar, camiler yapıyoruz? Elini vicdanına koyup versin.

Bu konuda son bir anekdot yazarak yazımı tamamlamak istiyorum. Eski milletvekili Mehmet Metiner, sosyal medya hesabından “Siz Suriye’ye sığınmak zorunda kalsaydınız Suriye halkının size nasıl davranmasını isterdiniz?” şeklinde soru sormuş. Oğuzhan Uğur adındaki bir genç hemen Metiner’e “Hocam biz Türk’üz. Ya özgürüz, ya ölürüz. Bu soruyu kendinize sorun” şeklinde cevap vermiş.

Sözün özü yazımın başlığında sevgili okurlarım. “Eve lazım olan camiye haram” cümlesi dilimize yerleşmiş bir atasözü.Sözlüklerde “Her insan öncelikle kendisinin, daha sonra varsa bakmakla yükümlü olduğu kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu nedenle sahip olduğu mal ve parayı kendisi ve yükümlülüğünde olan kişiler için harcaması gerekir. Kişinin kendisine gerekli olan bir şeyi kullanarak iyilik ve yardım yapması doğru ve akıllıca değildir” şeklinde açıklanıyor.

Siz nasıl düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben Suriyeliler konusunda “Eve lazım olan camiye haramdır” diyorum sevgili okurlarım.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.