Halil Küçükparlak

Fonumuza kadar soydular!

Fonumuza kadar soydular!

“Son günlerde ülkemizin gündemini ne işgal ediyor?” diye sorulsa…
Tabii ki hiç kuşkusuz hepimizin aklına gelen ilk kelime “Fon soygunu” gelir.

Tam olarak takip edemeyenler için kısaca özetleyeyim.

Bir eski aile ve sosyal politikalar bakanı hanımefendinin borsaya 63 milyon lira yatırdığı ve 4 ay sonra bu hisseleri 1 milyar 344 milyon liraya sattığını, ayrıca eşinin de borsadaki kazancı ile toplandığında yaklaşık 2 milyar lira kazandıklarını iddia etti Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre.

Bu hanımefendi ne yaptı?

“Hayır böyle bir olay olmadı, ben böyle bir hisse alıp satmadım” demedi.

İktidar partisi genel başkan yardımcılığı görevlerinden affını istedi. Kendisine cezası verilerek affedildi. Ne ceza verildi kendisine? Partinin whatsapp grubundan çıkarılmış ceza olarak.

Partisi onu affetti ama borsada kaybı olan yaklaşık 500 bin vatandaş affetti mi acaba?

Şimdi bu “Eski bakan hanımefendinin 4 aydaki kazancı ile neler yapılır?” diye düşündüm ama benim aklım almadı bu kadar yüksek bir rakamı.

İnternetten araştırdım neler yapılabileceğini, şu bilgileri elde ettim.

Bugünkü fiyatlar üzerinden örnek vermek gerekirse, ortalama 10 milyon TL değerinde 200 konut satın almak mümkün.

Paranın bankada faize yatırılması durumunda ayda 8 milyon kazanılır.

Boğazlarımızdaki köprülerden birisi yapılabilir.

Büyük ölçekli bir fabrika veya orta ölçekli iki fabrika yapılabilirmiş.

Başka kimler girip borsada böyle vurgun vurmuş diye araştırmış ilgililer.

Bay yazıcının oğlunun da buna benzer bir olaya karıştığı tespit edilip mal varlıklarına tedbir konulmuş, daha sonra adı geçen kişinin iktidar partisi genel başkan yardımcısının oğlu olduğu anlaşılınca tedbir geri çekilmiş.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan yazıcı “Oğlumun ticari eylem ve işlemlerinin legaliteye ve ahlakiliğe uygunluğu konusunda zerre kuşkum yoktur. Gerçeklerin ortaya çıkmasından zerre kadar çekincem yoktur ancak bir itibar suikastine de asla ve asla müsaade etmem” dedi.
Bakar mısınız “itibar suikasti” diyor.

Sonra parti yetkilileri tarafından “Kim olursa olsun, ucu kime nereye uzanırsa uzansın ortaya çıkarılacak” şeklinde açıklamalar yapılıyor.

Nasıl ortaya çıkacak ben anlayamadım.

Birçok belediye başkanı hiç ispatlanmadan, bir gizli tanığın çok daha küçük rakamlarla rüşvet verdiği iddiası üzerine sabahın karanlığında evleri basılarak didik didik aranıyor ve gözaltına alındığı günümüzde…

Eski bakan hanımefendi ve genel başkan yardımcısının değil şafak vakti evlerinin aranması, adliye binasına davet edilip ifadeleri bile alınmadı.

Ayrıca bu olayı araştırmak için “Devlet Denetleme Kurulu” inceleme yapacakmış.

Fıkra gibi ama insan gülemiyor bile, çünkü Devlet Denetleme Kurulu Başkanı beyefendi Borsa İstanbul’da Yönetim Kurulu Başkanvekiliymiş ama incelemek için bu görevinden istifa etmiş.

Düşünsenize daha önceden başkan vekili olduğu borsayı şimdi denetleyecek.

Bay yazıcı’nın oğluna itibar suikasti yapılmasına müsaade etmeyeceğini açıklaması üzerine aklıma geldi birden. Asıl itibar suikastı kime yapıldı biliyor musunuz? Mersin’de belediyelere yapılan operasyonda bir ilçe belediye başkanının evinin kapısı çalınıyor sabah daha güneş doğmadan. Başkan’ın eşi telaşla kapıyı açıyor. Karşısında bir sürü polis, içlerinden birisi de kamerayla görüntü çekiyor. Kadıncağız pijamayla görüntüsünün çekilmemesini söylüyor ama sıkıntı yok diyerek çekmeye devam ediyorlar. Hadi çektin, bari emniyet arşivinde kalsın. Hayır! Ertesi gün sosyal medyada dolaşıyor hanımefendinin pijamalı görüntüleri.

Bay yazıcı işte itibar suikasti buna denir.

Başa dön tuşu
82.222.188.222/27 213.74.78.242/28 176.88.198.136/28