Kültür

Hiç mi vicdan, hiç mi ahlak kalmadı?

İnsanda vicdanın, ahlakın, etik değerlerin, vatan sevgisi, bayrak sevgisi gibi manevi duyguların tamamı, hepsi birden yok olur mu?

Hiç mi vicdan, hiç mi ahlak kalmadı?

Sevgili okurlarım bir insanda vicdanın, ahlakın, etik değerlerin, vatan sevgisi, bayrak sevgisi gibi manevi duyguların tamamı, hepsi birden yok olur mu?

Bu etik değerlerin hiç kırıntısı bile kalmaz mı bir insanda?

Demek ki kalmıyormuş. Menfaat için böylesi ahlaki değerlerin hepsini birden silip atabiliyormuş bir insan. Hiç mi vicdan, hiç mi ahlak kalmadı?

Şimdi buraya kadar okuduktan sonra kimden bahsettiğimi merak ettiniz değil mi?

Açıklayacağım ama biraz daha sabredin lütfen…

Önce size yeni piyasaya çıkan romanın bir paragrafından örnek vereyim.

Romanın adı: Veba Geceleri

Roman yazarın hayal ettiği Minger adındaki bir adada geçer. Şimdi bir paragraf kopyalayalım romandan.

“Adada veba salgını başlar. Devir Abdülhamit devridir. Yedi düvelin donanmaları adayı ablukaya alır. Bunların arasında padişahın donanması da vardır. Abdülhamit ve Düvel-i Muazzama iş birliği artık ortadadır. Tam da bu sırada asıl kahraman belirmeye başlar:

–Kolağası Kamil! Yunan savaşından başka savaş görmemiş, tek madalyası olan, askeri okulu dereceyle bitirmiş, annesine ikinci evliliğinden dolayı kırgın, ince bıyıklarını yukarıya doğru tarayan yakışıklı genç subay. Hiç mi vicdan, hiç mi ahlak kalmadı?

–Genç subayın o anda tarihin kendisine vereceği büyük rolü aklından geçirmediği…

Kolağası Kamil’in çocukken evinin bahçesinde kargaları kovalamış…

Vebanın korkunç boyutlara geldiği bir gün Kamil postaneyi basar, bütün telgraf sistemine el koyar ve daha sonra bir Rum eczacının amblemini taşıyan komik bir bayrağı sallayarak komutan Kamil olur… Daha sonra da Cumhurbaşkanıdır artık…

Bu satırlar Mustafa Kemal’in adı Kamil olarak değiştirip tamamen onu anlatmış. Yazar, bizim onun için canımızı feda edeceğimiz ayyıldızlı şanlı Türk bayrağımız “komik bayrak” sözcüğünü uygun görmüş.

Bir kısmınız duymuş olabilirsiniz mutlaka ama duymayanları daha fazla meraklandırmamayım.

Kim bu bütün etik değerlerini satmış insan?

Meşhur yazar Orhan Pamuk…

Hani şu meşhur Oskar ödüllü yazar. Daha önce kitabında “Ermenileri kestik” yazdıktan sonra en büyük edebiyat ödülü olan “Oskar” kazanmıştı.

Şimdi de “Mustafa Kemal Atatürk’e de çatayım belki bir ödül daha kazanırım” diye mi düşündü bilmiyorum.

Yazdıkları da bir şeye benzemiyor zaten. Ben şimdiye kadar aldığım bütün kitapları baştan sona okudum. Hem de hepsini büyük bir dikkatle okurum kitaplarımı. Hatta bazı önemli gördüğüm satırlarının veya paragraflarının altını kalemle çizerim. Birçok reklamları yapılıp yaygara kopartıldığı için merak edip almıştım kitaplarından birisini. İlk defa bir kitabı okuyup bitiremedim. Son derece

sıkıcı bir üslubu var. Yarısına bile gelemedim, kendimi zorlamama rağmen 30-40 sayfa ancak okuyup elimden bıraktım. Hiç mi vicdan, hiç mi ahlak kalmadı?

Değerli gazeteci yazar Ümit Zileli yaptıkları eleştirilerde “Neredeyse tüm diğer kitaplarında olduğu gibi, iflah olmaz bir Atatürk ve Kemalizm karşıtlığı Nobel ödüllü yazarın “iflah olmaz” saplantısı!” değerlendirmesinde bulunmuşlar.

Eleştirmen Sevda Kaynar da;

“Ben olsam, Veba Geceleri gibi edebi hiçbir yanı olmayan bir romandan sonra uykularım kaçar, tüm şöhretime, saygınlığıma ve edebi kimliğime uygun yeni bir roman tasarlarım: “Veda Geceleri!” Bence bu bir borçtur, bir özür arzusudur. Bu romanla Türkiye’ye, Türk kimliğine ve onun büyük kahramanına veda edecek olan yazardan artık beklenen budur!” diyor ve eleştirilerini “Veba Geceleri, Atatürk’e saldırmanın dışında başkaca bir özelliği olmayan, eğreti, yüzeysel tipleri ile uzatmalı dizi film senaryolarına taş çıkartan bir roman” cümlesiyle sona erdiriyor.

Benim gibi yaşın 70’e dayanmış menfaat için, para için vicdanını, yüreğini, onurunu yitirmek; vatanını, bayrağını, ülkemizin kurtarıcısı Atatürk’ü satmak yapılabilir mi? Bu kadar mı küçüldün Orhan Pamuk.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir