Gündem

İyi Hayat Kaç Para !

İyinin değeri para ile mi ölçülür? Bu konuda bir fikriniz var mı? Bir şeyin parasal karşılığının olması o şeyi değerli ve iyi yapar mı?

 

İyi Hayat Kaç Para !

İyinin değeri para ile mi ölçülür? Bu konuda bir fikriniz var mı? Bir şeyin parasal karşılığının olması o şeyi değerli ve iyi yapar mı? Yüzyıllardır üzerine konuşulan, Antikçağ ‘dan bu yana filozofların da en çok ilgisini çeken konu;iyi ve mutlu bir hayat var mı? Peki, gerçekten üzerinde uzlaşma sağlanmış ortak bir iyi ve mutlu bir hayat tanımlaması var mı, hayatı nasıl daha iyi yaşarız? Konfor, insanın mutlu olması için yeterli sebep mi, peki bunun cevabı evet ise modern çağ insanı, pek çok şeye sahip ve konforlu olduğu halde neden eskinin ilkel insanından daha mutsuz ve çaresiz? Şimdi bu sorular çerçevesinde konuyu derinleştirelim. Hiç kuşkusuz doğum ile başlayıp ölüm ile son bulan bu hayat yalnızca biyolojik süreçlerle açıklanamaz. İnsanın bu dünyaya neden geldiği, varoluş amacının ne olduğu, aslolanın değer eksenli mi, haz temelli mi yaşamak olduğu sorula gelirken toplumsal ve tarihsel olaylar, dönüşümler de hayatla kurduğumuz bağı ve ona yüklediğimiz anlamı değiştirir. Sanayi Devrimi’ den bu yana insana sunulan “Konforlu Yaşam ”a rağmen, “hakim” ve sahip oldukça gitgide mutsuzlaşan ve kendi anlam arayışından uzaklaşan insanoğlunun giderek değer eksenli değil, haz odaklı yaşama doğru sürüklendiğini söylemek de yanlış olmayacaktır. Tam da bu yüzden yüzyıllardır dilimize pelesenk olan ”Anı Yaşa” söylemi yanlış anlaşılarak “anlık” mutluluklara odaklanıldı. Bu da salt hedonist olduğu için ,içtenlikten ruhu genişleten bir takım kalbii duygulardan uzaklaştırıyor insanı. Takipçi sayısının artışına sevinen modern çağ insanının en büyük trajedisi bu değil mi zaten`, kalabalıklar içindeki yalnızlığı, tercihler arasındaki kararsızlığı…Hayatı daha değerli ve tatlı yapan şey ise esasen ruhu doyuran, besleyen, şükran, minnet, hoşgörü, empati, iyimserlik ve erdemdir. Epikuros un da dediği gibi” Evrende herşey insan için haz objesidir. Ancak erdemle gelen bilgi arttıkça haz da artar. Bu nedenle yönelim hazza değil bigiye olmalıdır. Mutlu ve iyi dediğimiz hayat ancak uzun vadede bizi mutlu edecek şeylere yönelmekle mümkündür.” Para ile değiş tokuş edilemeyen şeyler yani… İnsan yaşamı boyunca pek çok “hal” den geçer, özellikle son iki yıldır, kontrolümüz dışında içinden geçtiğimiz süreçte sahip olduğumuz maddi şeylerin pek de önemli olmadığını ,bir dosta sarılmanın, başını bir omuza koymanın ,maskesiz ,kaygısız nefes almanın ne kıymetli şeyler olduğunu anladık kaç bahar gelip geçti zira gözümüzün önünden ,biz ona hiç dokunamadan. Yaşamın anlamı sandığımız şeyleri sorguladık ,şikayetçi olduğumuz şeyleri bile özleyip, bir hayat muhasebesi yaptık, konforun bizi çürüttüğünü ,mücadele ve azmin ve hatta acının-yerine göre yerleyeksan olmanın-bizi büyüttüğünü anladık. Dolayısıyla “İyi hayat” dediğimiz şeyin,öyle bir yerde satılan, paket yapılıp bize sunulan bir şey olmadığını,tam tersine, üzerine uğraşı verdiğimiz, yenilgilerden pek çok şey öğrendiğimiz,her seferinde daha da güçlü kanatlarla uçmaya çalıştığımız, kimi gri,kimi sisli ama çoğu zaman da masmavi bir gökyüzü aslında… Peki, bunca konuştuktan sonra üzerine düşünmemiz gereken şey şu olmalı ; Hayatı, daha iyi ve huzurla nasıl yaşarız. Antik çağ filozoflarından Sokrates “Yaşam, ancak sorgulanabiliyorsa yaşamdır” Aristoteles ,” Ne noksan, ne fazla “ölçülü” yaşamın iyi bir yaşam olduğunu,eylemlerimizin en büyük amacının mutluluk olduğunu,bilginin ise en büyük erdem olduğunu” söyler.Spinoza ise “Tutkulardan arınık bir yaşamın iyi bir hayat olduğunu,tutkuların insanı akılcı düşünmekten alıkoyduğunu,yani bizi köle eden dünyevi, şeylerden kendimizi özgürleştirmemizi salık verir. Montagine ye göre ise”hayat kendiğinden ne iyi ne de kötüdür,ona iyi ya da kötülüğü katan,insandır.” Öyle görünüyor ki en büyük yanılgımız kusursuz bir hayatın varolduğunu sanmamızdır.Izdırapsız bir hayattan öğrenilecek çok da şey yoktur.Yaşamak dediğimiz yolculuk boyunca karşılaştığımız her sorun,üzerine emek sarfettiğimiz her durum bizi bir sonraki durağa daha sağlam adımlarla ulaştıran bir öğretidir aslında,okumayı bilene…Bizi üzen,mutsuz eden,hayat akışımızı sekteye uğratan olay ve durumların içinden ruh ve beden olarak salimen çıkmayı başardığımızda öncesinden bambaşka bir insan olarak çıkarız.Zira hiçbir fizik kitabında yazmaz ama acının kaldırma kuvveti vardır.Hayat ancak “düşmelerimizden” yıkılmayıp anlık hazlara, ruhumuzu besleyen uzun vadeli manevi hazları değişmediğimizde,bir kar yağışının,ılık bir yaz günü,açık pencereden yüzümüze dokunan rüzgarın,bir çocuk gülümseyişinin,birinin “iyi ki varsın” deyişinin değerinin para ile ölçülemeyeceğini anladığımızda “iyi” bir hayat olur. Yaşam karşısındaki hayret,heves ve heyecanınızı hep diri tutmanız ümidiyle…

Şahsenem PARLAK

Mail Adresi  : [email protected]

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Hocam maklenizi çok sevdim bir günde devletlerin karanlık yüzünü ele alır mısınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.