Asayiş

İyi, kötü ve çirkin!

Sevgili okurlarım bugün sizlere “İyi, kötü ve çirkin”den bahsedeceğim. Yaşları benim yaşıma yakın olanlar bilirler,

İyi, kötü ve çirkin!

Sevgili okurlarım bugün sizlere “İyi, kötü ve çirkin”den bahsedeceğim. Yaşları benim yaşıma yakın olanlar bilirler, bizim çocukluktan çıkıp gençliğe adımımızı attığımız yıllarımızda 1960’lı yılların sonlarında Bu isimde bir film vardı. O zamanlar bizim tek eğlencemiz sinema olduğu için o yıllarda izlediğim filmler daha çok aklımda kalıyor galiba. Bir kovboy filmiydi ve başrollerinde bir iyi, bir kötü, bir de çirkin karakter vardı.

Bugünkü yazımda ben de sizlere iyi konuları, kötü konuları ve çirkin konuları anlatacağım. Bu filmdeki sıraya göre ilk olarak iyiden bahsetmek istiyorum.

İyi bir haber… Daha önce görev yaptığı okulun bahçesindeki bir köşede çeşitli sebze ve ürünler yetiştiren Okul Müdürü Kerim Öz, Çubuklu Osmaniye İlkokulu’na atandığı süreçte de tarım projesi hazırlamaya karar verdi. Okulun hemen arkasında bulunan boş araziyi sahibinden 1 TL karşılığında 4 yıllığına kiralayan Öz, bahçeyi öğretmenler ve öğrencilerin yardımı ile tarım arazisine dönüştürdü. Görenlerin hayran kaldığı hobi bahçesinde öğretmenler ve öğrenciler tarafından onlarca çeşit sebze ve meyve yetiştiriliyor. Hani derler ya “Ne yaparsan yap, aşk ile yap” diye… Yaptığı işi severek yapan ne iş yaparsa yapsın başarılı olur, verimli olur. “Akşam olsa da mesai bitse” mantığı gütmeden işini severek yaptığı için meslektaşları arasından parmakla gösterilen tüm yurdumuza örnek olan Kerim Öz hocamızı alkışlıyorum.

Bir başka iyi haber Sakarya’dan geldi. Sakarya’da belediye otobüsü şoförü bir okulun yanından geçerken üç gencin panik içinde telaşlı hareketlerini görüyor. Yanlarında durup nedenini soruyor. Gençlerin “Yanlış okula gelmişiz, çok az zamanımız kaldı” demeleri üzerine önce aracındaki yolculara durumu izah edip onların izinlerini alıyor, sonra Hareket Amirini telefonla arayarak ondan da izin aldıktan sonra güzergahını değiştirip gençleri sınava girecekleri okullarına yetiştiriyor. Bu güzel yürekli şoför kardeşimiz Yavuz Karanfil’i iyi hareketinden alnından öpüyorum.

***

Şimdi gelelim hem kötü hem de çirkin olaylara…

İlk kötü ve çirkin olayımız Ankara’da yaşanıyor. Bir genç altı yıl önce geçirdiği kaza sonra engelli oluyor. Liseyi açıköğretimden bitiren Muhammet Delibaş, kendi imkanları ile hazırlıklarını yapıp ÖSYM’ye başvuruyor. Zaten hayat sınavına üç sıfır mağlup başlayan genç adam sınav günü belirtilen okula kardeşinin yardımıyla tekerlekli sandalyesiyle gidiyor.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın birinci oturumu olan Temel Yeterlilik Testi sınavı için Altındağ ilçesinde Şehit Resul Ekrem Gündoğan Anadolu Lisesi’ne giden Delibaş, 4. kattaki sınıfına kendisini götürecek bir yardımcı bulamadı. Bunun üzerine kendisine eşlik eden kardeşi, Delibaş’ı 4. katta sınava gireceği sınıfa çıkarmak istedi. Okul görevlileri, “Sınıfımız sana uygun değil, tekerlekli sandalye ile sınıfa giremezsin” diyerek kendisini sınıfa almadığını belirten Delibaş, “Sandalyesiz girmeyi de kabul ettim zorlanacağımı bildiğim halde. Bütün şartları kabul ettikten sonra ‘Vakit geçti’ diye almadılar” dedi. İsimlerini bilmiyorum, bilmek de istemiyorum ama bu okuldaki müdürü de, öğretmenleri de, gözetmenleri de esefle kınıyorum. Genç bir adam bütün zorluklara rağmen sınava hazırlanıyor ama sadece sizin kaprisleriniz yüzünden sınava alınmıyor, yazıklar olsun size. Giriş kattaki müdür odasında, öğretmenler odasında tek başına sınava soksaydınız bu çocuğu. Belki gelecek sene kazanacak sınavı ama bu gencin bir senesini resmen yediniz. Bir insan parasını kaybetse tekrar kazanabilir, bir eşyasına

zarar yenisini alabilir ama boşuna geçen bir yılını tekrar geri getirmek hiçbir zaman mümkün olmaz. Sizlerin hiç vicdanınız, hiç merhametiniz, hiç insafınız yok anlaşıldı ama birazcık empati yapma duygunuz da kalmamış. Sizlerin de böyle engelli bir çocuğunuz olsaydı birileri sizin bu yaptığınız gibi neler hissederdiniz bunu bile düşünemiyorsunuz. Yazıklar olsun hepinize.

Bir hem kötü, hem de çok çirkin olay da Antalya’nın Elmalı ilçesinden. Adamın birisi evlendiği kadının ilk kocasından olan biri kız biri erkek iki küçük çocuğuna cinsel tacizde bulunuyor geçen yıl. Babaannenin ihbarı üzerine olay yargıya taşınıyor. Tacizde bulunan üvey baba ve olayı bildiği halde gizleyen anne önce tutuklanıyor ama şimdi tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyorlar. Bu yürek yakan, vicdan sızlatan kararı veren mahkeme üyelerini de esefe kınıyorum. Bu yazıyı yazan ben veya bu yazıyı okuyan sizler sosyal medya hesabımızdan birilerini eleştirirken çok aşırıya da kaçmadan sakıncalı sayılabilecek bir kelime yazsak yaka paça tutuklanırız ama çocuk tacizcisi adli kontrolle serbest öyle mi? Böyle bir karar verdikten sonra evlerinize gidip, eşlerinizi, çocuklarınız yüzlerine nasıl bakıyorsunuz anlayamıyorum. Bu konuda daha çok yazılabilir ama duyduğum nefretten ben de istemediğim kelimeleri yazmaktan çekinerek burada noktayı koyuyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün