Yunus-Market
Kültür

Kula kulluk

Sonunda “Kula kulluk” etmeyi yazmaya karar verdim

Takip Et    

Kula kulluk
Sevgili okurlarım yazımı yazmak için bilgisayarın başına oturduğumda hangi konuyu yazacağıma karar vermemiştim,Sonunda “Kula kulluk” etmeyi yazmaya karar verdim. Yazacak birçok konu var ülke gündeminde. Bu yazı yazıldığı sırada Merkez Bankasının yeni Başkanı faiz oranlarını açıklayacaktı birkaç saat sonra. Onu bekleyip o konuda yazabilirdim ama o konuyu bir sonraki yazıda dile getirmeyi uygun buldum.
Bir mafya elemanının ülkenin ana muhalefet partisi liderine mektup yazarak üstelik de bu mektubu kamuoyu ile paylaşarak “Kazığa oturturum” gibi sözlerle hem hakaret, hem küfür, hem de açıkça tehdit etmesine herhangi bir işlem yapılmadı ülkemizde. Üstelik bu mafya babasına iktidarın koalisyon ortağı partinin liderinin “Ülküdaşım” sözleriyle sahip çıkması da ayrı bir skandal tabii. Tam da samimi bir dille şimdiye kadar yapılan yanlışlardan dönüleceğini açıklayarak “Yargıda reform” yapacağını ilan eden sayın Cumhurbaşkanı’na Millet İttifakı ortağı tarafından resmen engelleme yapılıyor bence. Bunlara da daha sonra tekrar yazabiliriz çünkü daha çok konuşulacak bu konu.
Gelelim bugünkü konumuza…
Yazılarımı yazmadan önce bir süre internet ortamında dolaşırım. Bugün de öyle gezinirken bir paylaşıma rastladım.
“Bizler kula kulluk eden nesiller değiliz, Bizler Osmanlı Torunuyuz, Bizler sadece Allah’ın Huzurunda eğiliriz. Kimisi Siren Huzurda Birilerini Saygı ile anar, Kimisi de Ecdadımızı ve geçmişimizi Dualarla Muhabbetle anar…” paylaşımında bulunmuş birisi sosyal medya ortamında. Yukarıda tırnak içindeki cümledeki imla hataları da ona ait çünkü aynısını kopyaladım.
“Siren sesleri” 10 Kasım’daki Cumhuriyetimizin kurucusu aziz atamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma için çalınan sirenler kastediliyor. “Kula kulluk eden nesiller değiliz” diyor.
Bu paylaşımı yapan kişi kim?
Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu yapmış bu paylaşımı. Kendisi Padişah 2. Abdülhamit’in dördüncü kuşaktan torunuymuş.
Buradan Kayıhan efendiye sesleniyorum. Asıl senin dedenin zamanında kula kulluk ediliyordu. Osmanlı devleti zamanında tüm millet padişahın kullarıydı. Aziz atamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk yurdumuzu işgalci düşmanlardan kurtarıp cumhuriyeti kurduktan sonra millet padişahın kulları olmaktan kurtuldu, hem Allah’ın kulu, hem de birey, yurttaş oldular.
Kendisini şehzade olarak tanımlayan bu şahıs, geçen ay da koronavirüs tedavisi üzerinde çalıştıklarını öne sürmüş, Osmanlı tıbbından faydalanarak ilaç çalışması yürüttüklerini iddia etmiş.
Bu kişi şu anda rahmetli Necmeddin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan tarafından kurulan Yeniden Refah Partisi’nde Genel Başkan Danışmanıymış.
Her şeyi bilen “Google”da aradım özgeçmişini bu Kayıhan efendi kimmiş diye. Lise mezunu olduğunu yazıyor. Başka bir eğitimi ve uzmanlık alanı yok. Fatih Erbakan bu “Kerameti kendinden menkul” kişiye ne danışacak, hangi konulardaki derin bilgilerinden faydalanacak bilemem. Ben bilgilendireyim buradan bu Kayıhan efendiyi. Osmanlı zamanındaki tıp ve diğer ilimler konusundaki söz sahibi ilim adamlarının tamamı 13 ve 14. Yüzyıllarda yetişmiş insanlar. O zamanlarda da Osmanlı’nın “Yükselme Dönemi”, o dönemlerde de bütün dünyada söz sahibi olmuşlar. İlimden, bilimden, gelişmeden uzaklaşıldıktan sonra “Duraklama Dönemi” gelmiş, “Gerileme Dönemi” gelmiş, en sonunda da “Yıkılma Dönemi” ile devlet sona ermiş. İlimden bilimden uzaklaşıldığı için matbaa bile 200 yıl sonra bize geldi, bundan senin haberin yok tabii. Aşı bulmak için Osmanlı tıbbını araştıran cehalet abidesine buradan hatırlatayım 2 Türk doktoru buldular aşıyı haberin olsun.

Takip Et    
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı