NATO kafa!
NATO kafa!
Sevgili okurlarım bildiğiniz gibi bu yılki NATO toplantısı ülkemizde yapıldı.
NATO üyesi ülkelerin devlet veya hükümet başkanları Ankara’da buluşarak birtakım kararlar aldılar.
Toplantı esnasında olağanüstü önlemler alındığı tartışıldı bir süre.
Daha önceki yıllarda Avrupa ülkelerinde yapılan toplantılarda birtakım grupların “NATO’ya hayır!” pankartları açtıklarını biliyoruz, televizyonlarda izledik.
Bizim ülkemizde böyle bir şey olmadı, böyle bir protestoyu değil yapmak, yapacağından şüphelenilen insanlar bile gözaltına alındı.
Çok şükür tüm devlet başkanını törenle karşıladık, sarayda ağırladık ve onları üzmeden ülkemizden uğurladık. Tamam, uğurladık da…
Aradan neredeyse iki hafta geçmesine rağmen bilhassa sosyal medya hesaplarında bazı sivri zekalı vatandaşlarımız “Dünya’nın bütün ülkelerinin başkanlarını ayağımıza getirdik” mealinde paylaşımlar yapıp duruyorlar.
Dilimizde “Nato kafa nato mermer” şeklinde bir deyim vardır. Anlatılanları bir türlü anlamayan, söz dinlemeyen ve düşüncelerini değiştirmekte direnen kimseler için kullanılır. Aslında bu deyimin bildiğimiz NATO ile ilgisi yoktur. Kökeni: Aslı Yunanca/Rumca bir ifade olan “na to kefali, na to mermeri” sözünden gelir ve dilimize “işte kafa, işte mermer” (her ikisi de sert, düşüncesiz veya idrak edemeyen anlamında) olarak geçmiştir.
Halen “Dünya liderlerini ayağımıza getirdik” paylaşımı yapan NATO kafalılara bu işin gerçeğini tekrar bildirmek istiyorum.
NATO toplantıları her yıl bir üye ülkede yapılmaktadır. Daha önceki yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde de yapıldı, Avrupa’nın diğer üye ülkelerinde de yapıldı.
Bu toplantıda alınan karar gereğince 2027 yılı toplantısı Arnavutluk’ta yapılacak. Ne yani şimdi Arnavutlar “Tüm dünya liderleri ülkemize geldi” diyerek düğün bayram mı yapacak.
Hayır, normal rutin bir işlem bu.
Yukarıda belirttiğim gibi ülkemizde dünya liderlerini ağırladıktan sonra dönüşlerinden önce kendilerine ülkemizde imal edilen liderlerin isimleri yazılı “Gümüşay” firması tarafından üretilen Magnum marka tabancalar ve yine ülkemizde imal edilen liderler için özel üretilen dolmakalem hediye edilmiş.
Bu hediyeler de çok tartışıldı.
Dolmakalem hediye edilmesi hiç tartışılmadı, ülke liderlerinin kadın olsun erkek olsun hepsinin kullanabileceği, evrakları imzalayacağı bir alet sonuçta dolmakalem.
Ama tabanca hediyesi çok tartışıldı.
Kimileri NATO sonuçta bir silahlı kuvvet kuruluşu, silah hediye edilmesi gayet olumlu ve normaldir diyerek savundu.
Kimileri de eleştirdi bu hediyeleri.
Hediye edilen silahları alan liderlerin bazıları armağanlarla ülkelerine dönmesine rağmen…
Mesela, Almanya Başbakanı Revolveri Berlin’e naklini organize edecek Ankara Büyükelçiliğine teslim etmiş. Silah Berlin’e ulaştıktan sonra hükümetin resmi hediyeler koleksiyonuna eklenecekmiş.
Mesela, İspanya Başbakanı silahı İçişleri Bakanlığı’na teslim edildiğini açıklamış. Revolverin, Silah Müdahale Birimi tarafından kullanılamaz hale getirilmesi planlanıyormuş.
Mesela, Portekiz Başbakanı silahı, adli inceleme yapması için polise teslim etmiş.
Mesela, Belçika De Wever’in varışta silahı havalimanı polisine teslim ettiği belirtildi.
Mesela, İngiltere Başbakanı silahı İngiliz yetkililere teslim ederek Türkiye’de bırakmış. Silah, ülkeye götürülmeden önce kullanılamaz hale getirilecekmiş.
Görüldüğü gibi verilen hediyeler bazı ülke liderleri tarafından memnuniyetle karşılanmamış, birçok sorun çıkarmış onlara.
Bazı ülkelerin yasalarına göre ülkenin cumhurbaşkanı da olsa yurt dışından silah sokmasının yasak olduğunu bu olaylardan sonra öğrendik.
Halbuki Dışişleri Bakanlığındaki bürokratların bu konuyu inceleyip gerekli bilgileri alsalardı belki de silah yerine başka bir hediye verilmesi daha doğru olurdu.
Yazıma ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten hediyelerle ilgili bir anekdotla son veriyorum.
Yıl 1934… Türkiye’nin önemli bir ziyaretçisi vardır. İran Şahı Şah Rıza Pehlevi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün misafiri olarak Türkiye’dir. Şah, ziyaret esnasında Atatürk’e, üzeri değerli taşlarla kaplı bir kılıç hediye eder. Herkes, Atatürk’ün, karşılık olarak Şah’a vereceği hediyeyi merak eder. Atatürk, İran Şahı’na, sade gümüş bir sigara tabakası hediye eder.
Şah, eline aldığı tabakayı incelerken, yüzünde biraz şaşkınlık ifadesi vardır. Şah’ın bir hazine değerindeki hediyesi karşısında, Atatürk’ün gümüş bir tabaka etmesi Şah da dahil olmak üzere herkesi şaşırtmıştır. Atatürk, bunu fark edince, Şah’a, “Bunu ben kendi maaşımla aldım” der!…