K.B.B
Sağlık

Ne biçim virüs?

Ne biçim virüs?Eyyy korona virüsü, sen ne biçim bir virüssün?Kaç gündür internette araştırma yapıyorum “Bu korona virüsü ne nasıl bir virüstür,

Ne biçim virüs?

Eyyy korona virüsü, sen ne biçim bir virüssün?

Kaç gündür internette araştırma yapıyorum “Bu korona virüsü ne nasıl bir virüstür, ne biçim bir virüstür” diye ama kesin bir sonuca ulaşamadım. Yaptığım araştırmada seneler öncesinden günümüze kadar birçok salgın hastalığa neden olarak binlerce insanın hayatına mal olan birçok virüsleri gözler önüne seriyor internetteki her şeyi bilen “Google” amca. Ama benim yaptığım araştırmalar sonucunda bu korona virüsü hakkındaki bilgilere gelince sıra “Google”nin değilse bile benim kafam tam anlamıyla karıştı. Bu kafa karışıklığı nedeniyle bugünkü yazımda Korona virüsüne seslenmek istiyorum.

Eyyyyy korona virüsü, sen ne biçim bir virüssün?

Ben yaptığım araştırmalarda gördüm ki virüs dediğin kimi yakalarsa ona bulaşır.

Korona virüsü sen ne biçim bir virüssün ki? Vefat eden elli yıllık arkadaşımın, vefat eden halamın, vefat eden eşimin dayısının cenazesine katılırsam bana bulaşır diye cenazeye gidemiyorum ama mesela vefat eden YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın babasıMuhammed Emin Saraç’ın cenazesine omuz omuza katılanlara bulaşmıyorsun. Buradan Yekta Saraç’a başsağlığı dileklerimi iletiyorum ama herkesin annesi, babası, dayısı, halası kendine kıymetlidir. Birisine izin verilmezken başkasına verilmesi insanlığa da, dinimize de aykırıdır diye düşünüyorum.

Korona virüsü sen ne biçim bir virüssün ki? Biz sitemizin kocaman sığınağında, ya da güzel havada bahçede genel kurul yapıp site yöneticimizi seçmek için toplansak bize hücum edip bulaşacaksın ama parti kongrelerinde spor salonunun hıncahınç dolduranlara hiç dokunmuyorsun.

Korona virüsü sen nasıl bir virüssün ki? Ben cumartesi günü evimde bozulan musluğu değiştirmek için nalbur dükkanına gitmeye kalkarsam bana bulaşıyorsun ama sokağa çıkma yasağının olduğu cumartesi günü “Necmeddin Erbakan’ı anma” programında otelin salonunun dolduran insanlara hiç dokunmuyorsun. Ayrıca; Rahmetli Erbakan hoca öldüğünden beri her yıl açık havada anılıp kabri başında fatiha okunurdu ama bu yıl özellikle pandemi ortamında neden otelde anma programı düzenlendi anlamış değilim.

Sen nasıl bir virüssün ki? Mesela ben evde çok sıkıldığımda güneşli bir günde öğleden sonra yürüyüşe çıkıp Değirmendere sahilinde biraz hava alayım desem hemen yakama yapışıyorsun ama binlerce kişi Ayasofya’nın açılışında bir araya geliyor onlara hiç ilişmiyorsun. Ayrıca; Bir grup vatandaşın hep hayallerinde olan Ayasofya neden senelerden beri açılmadı da özellikle bu pandemi ortamında açılıverdi onu da anlamak mümkün değil.

Sen nasıl bir virüssün ki? Kongrelerde, konferanslarda binlerce kişi bir araya gelince kimseye bulaşmıyorsun ama mesela dede ile torun veya anneanne ile torun bir araya gelince hemen bulaşıveriyorsun. Geçen gün izinli olduğum saatlerde hava almak için dışarı çıktığımda bir arkadaşıma rastladım. Selamlaşıp ayaküstü birkaç dakika lafladık. “Nasılsın, iyi misin, çoluk çocuk nasıl?” derken arkadaşım dertliymiş hemen sıkıntısını anlatmaya başladı. “Kızım çalışıyor, sabah damatla birlikte işe giderken torunu bize bırakıyorlar. Torunum, okula gitmiyor henüz, gelecek sene anaokuluna başlayacak” diye başladı söze. Ben araya girip  “Ne güzel, her gün torunla berabersiniz. Torunla ilgilenmek dünyanın en zevkli işi, ben kendinden biliyorum. Torunlara da en iyi anneanneler ve dedeler bakar. Bizimkiler artık büyüdü” dedim. Arkadaşım sözü ağzımdan aldı. “Evet çok zevkli torunla ilgilenmek, biz de severek onunla ilgileniyoruz ama bu pandemi bizi şaşırttı” dedi. Ben “Nasıl yani?” dedim çünkü anlayamamıştım. “Nasılı var mı birader” diye başladı söze ve devam etti. “Havalar güzelleşti, bahar geldi, güneş açtı. Bu güzel havada torunu parka götürmek istiyoruz. Hem biz hava alalım, hem de çocuk güneşlensin ve parkta oynayarak ferahlasın istiyoruz ama yapamıyoruz. Çünkü biz saat 10-14 arası dışarı çıkabiliyoruz, çocuklar 14-18 arası çıkabiliyor. Bu nedenle torunumuzla birlikte dışarı çıkıp parka gidemiyoruz” diye dert yandı.

Eyyy virüs sen nasıl bir virüssün? Binlerce kişi bir araya gelirken kimseye ilişmiyorsun ama dede ile torun parka gidince hemen yakalarına yapışıyorsun.

Korona virüs buradan sana sesleniyorum. Birine bulaşıp başkalarına bulaşmıyorsun. Böyle virüslük olmaz. Elin ayağın, kaşın gözün oynamasın. Adam gibi ol, delikanlı ol, mert ol, dürüst ol, adaletli ol. Yani virüs gibi virüs ol. Kimi yakalarsan bulaş ama adamına göre bulaşmak olmaz, virüslüğe sığmaz.

Son söz: Gerçi geçen haftadan beri evden çıkma iznimiz bir saat uzatıldı ama yine de bir seneyi aşkın zamandır evde kalmakla ben kafayı yemek üzereyim galiba sevgili okurlarım. Baksanıza virüsle konuşmaya, derdimi virüse anlatmaya başladım. Aman kendinize dikkat edin, Allah sonumuzu hayır etsin.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir