Yaşam

Siz kendinizle mutlu değilseniz, başka hiç kimse sizi mutlu edemez

Değerli okurlarımız bugün tatil gününde sizlere yaşamla ilgili güzel bir konu bulup okurken sizleri dinlendirelim dedik, Tüm okurlarımıza iyi tatiller diyelim.

Değerli okurlarımız bugün tatil gününde sizlere yaşamla ilgili güzel bir konu bulup okurken sizleri dinlendirelim dedik, Tüm okurlarımıza iyi tatiller diyelim.

Her nereye giderseniz gidin, yanınızda kimi götürüyorsunuz?..

Yaşamınızın geri kalanını kiminle geçireceksiniz?..

Kimse size bakmadığında, sizi gören tek kişi kim?..

Yaşamda en çok katlanmak zorunda olduğunuz kişi kim?..

Sağlıklı iletişim içinde olmanız gereken başlıca kişi kim?..

Siz, kendinizsiniz!..

Diğer insanlarla ya da dış dünyayla kurduğunuz ilişki, gerçekte, kendinizle kurduğunuz ilişkinin dışa yansımasıdır.

Dünya sizin aynanızdır. İçinizde ne varsa, dışarıda da onu görür, onu yaşarsınız.

Her nereye giderseniz gidin, yanınızda kendinizi de götürüyorsunuz. Geçmişinizi geride bırakabilirsiniz, ama kendinizi geride bırakamazsınız.

Başkalarının sizi nasıl gördüğü değil, sizin kendinizi nasıl gördüğünüz daha büyük önem taşır.

Başkalarının sizinle ilgili olarak ne düşündüğüne çok takılıyorsanız, bu yaşam artık sizin yaşamınız olmaktan çıkar. Siz kendinize gerçekten inanıyorsanız, başkalarını buna inandırma gereği duymazsınız. Siz kendinizle barışıksanız, başkalarının onayına gerek duymazsınız.

Siz kendinizle mutlu değilseniz, başka hiç kimse sizi mutlu edemez.

Mutluyken dünya size daha güzel görünür. Oysa dünya, aynı dünyadır…

Ne hissettiğiniz kendinize bağlıdır. Çünkü, başınıza ne geldiği ya da ne olduğu değil, ne olduğuna ne anlam yüklediğiniz, nasıl hissettiğinizi belirler. Dolayısıyla, “Siz izin vermedikçe, kimse size, kendinizi kötü hissettiremez”.

Bakış açınızı değiştirin, gördükleriniz değişecektir.

Karakterinizin özü, kimse size bakmıyor ya da sizi görmüyor iken ne yaptığınızdır. Herkes, “kendisine yakışanı, kendisine yakıştırdığını” yapar.

Dürüstlük, kendinize biçtiğiniz değerdir.

Bir başkasını tanımlarken, gerçekte kendinizi anlatırsınız. Genelde, o kişi, öyle olduğu için değil, siz onu öyle gördüğünüz için, size öyle gelir.

Ancak kendi iç güzelliklerinden doyum bulanlar, başkalarının güzelliklerini de görebilirler.

Bizi, kendimizle ilgili olarak ne hissettirdiğine bağlı olarak, birine aşık oluruz.

Yalnız başına kalmakla ilgili bir sorununuz olmadığını anlayana dek, yalnızlıktan kurtulmak için mi, yoksa gerçekten sevdiğiniz için mi birlikte olmak istediğinizi anlayamazsınız.

Kendi başınızayken kendinizi yalnız hissediyorsanız, iyi bir arkadaşınız yok demektir.

Kendinizle mutlu değilseniz, başka hiç kimse ile mutlu olamazsınız. Oysa, kendinizle arkadaş olursanız, hiçbir zaman yalnız kalmazsınız.

Kendi kendinizle konuştuğunuz denli kimseyle konuşmuyorsunuz, dolayısıyla iç sesinizi iyi dinleyin ve kendinize iyi davranın.

İyi ya da kötü yoktur. Her şey, her nasılsa öyledir. Doğru seçim yoktur, yalnızca sizin kendi seçimleriniz vardır.

Düşünceleriniz genel geçer gerçeklikler değildir. “Düşündüğünüz her şeye inanmayın.”

İnsanlar, gördüklerine inanmazlar, inandıklarını görürler.

Düşünceleriniz ancak sizin gerçekliğinizdir. Başka bir gerçeklik yoktur, yalnızca algılarınız ve yorumlarınız vardır.

“Olayları olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.”

Yaşamın da kendi başına bir anlamı yoktur, ona anlam veren kişinin kendisidir. Herkes, yaşama kendi özel anlamını yükler.

Yaşam, yaptığımız seçimlerin bir toplamından oluşur. Biz seçimler yaparız, yaptığımız seçimler bizi yapar.

Kimse, bir başkasından üstte ya da altta değildir, kimse birbirine eşit de değildir. İnsanlar, eşi benzeri olmayan biricik varlıklardır.

Yaşadığınız “sorun” gerçekte hiçbir zaman bir sorun değildir. “Sorun”unuza gösterdiğiniz tepki sizin sorununuzdur.

Yaşamın çok az bir kesimi başınıza ne geldiği, çok büyük bir kesimi ise buna nasıl tepki gösterdiğinizle belirlenir.

Yaşamöykünüz, kendi anılarınız, deneyimleriniz, inançlarınız ve kendinizle ilgili görüşlerinizin bir toplamından oluşur.

Kendine güven, kendinin başkalarından daha iyi olduğunu düşünmek değil, kendini başkalarıyla karşılaştırma gereği duymamaktır.

“Daldaki kuş, dalın kırılmasından korkmaz; çünkü dala değil, kendi kanatlarına güvenir.”

Özdisiplin, şu anda ne istediğinizle, en çok ne istediğiniz arasında bir seçim yapmaktır.

İstekleriniz için özveride bulunmazsanız, isteklerinizden özveride bulunmak durumunda kalırsınız.

Ne’ye inanırsanız o olursunuz. Kendi kendinize ne söylerseniz ona inanırsınız. Kendinize yetersiz olduğunuzu söylerseniz buna, yeterli olduğunuzu söylerseniz ona inanırsınız.

Olacağına inanırsanız fırsatları, olmayacağına inanırsanız engelleri görürsünüz.

İstediğiniz gibi olamazsınız, ne’ye inanıyorsanız o olursunuz.

Korku, ölümü engellemez, yaşamayı engeller.

Kendinizi seçtiğinizde, kimi insanları yitirmeyi göze almanız gerekir.

Birilerine “evet” derken, kendinize “hayır” deyip demediğinizden emin olmanız gerekir.

İnsanlarla ters düşmekten korkmayın, kendinizle ters düşmekten korkun.

“Palyaçoyu, neden bir palyaço gibi davrandığından ötürü suçlamayın. Neden sirk’e gitmeyi sürdürdüğünüzü kendi kendinize sorun.”

Çevrenizdeki insanları değiştiremezsiniz, ancak çevrenizdeki insanları değiştirebilirsiniz.

Mevlana’nın söylediği gibi, “Siz okyanusta bir damla değilsiniz, bir damladaki bütün bir okyanussunuz.”

Her insan ölümü tadacaktır, ancak bir bölümü yaşamı tadar…
Kaynak : Ertuğrul Köroğlu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir