Asayiş

Suçluya ceza vermek yeterli mi?

Bu konularda birçok yazılar yazıldığı için benim içimden bu konularda yazı yazmak gelmedi. İnternette dolaşırken bir habere rastladım.

Suçluya ceza vermek yeterli mi?

Sevgili okurlarım, ülkemizin gündemi çok yoğun.Aslında yazılacak birçok konu var.

Mesela, ekonomik kriz nereye gidecek? Döviz daha ne kadar yükselecek, petrol fiyatları nerelere varacak?

Mesela Bülent Arınç “Kral çıplak” diyerek ne demek istedi, kimi kastetti? Kral kim, neden çıplak, ne zaman giyinecek?

Seçim erken mi olacak, geç mi olacak? Kimler aday olacak?

Ülkenin asayişinden sorumlu bakandan Bülent Ersoy ne talep etti?

Bunlara benzer daha birçok konular konuşuluyor ülkenin gündeminde.

Her gün internetten birçok köşe yazıları okuyorum. Köşe yazarları da bu konulardaki kendi düşüncelerini dile getiriyorlar. Herkes kendi bakış açısından değerlendiriyor olayları doğal olarak.

Bu konularda birçok yazılar yazıldığı için benim içimden bu konularda yazı yazmak gelmedi. İnternette dolaşırken bir habere rastladım. Belki televizyon haberlerinde de kısa bir şekilde geçmiştir ama ben duymadığım için ilgimi çekti. Haber şöyleydi.

“Erzurum’daki Kuran kursunda 7 çocuğa cinsel istismara 119 yıl altı ay hapis cezası.  Erzurum’da yedi çocuğun tecavüz ve cinsel istismara uğramasına ilişkin davada suçunu itiraf eden Diyanet’e bağlı Hacı Bahattin Evgi Kuran kursu belletmeni 21 yaşındaki H.A.’ya 119 yıl altı ay hapis cezası verildi.”

Bu haberi okuyunca üzülsem mi şaşırsam mı bilemedim. Daha önceki yıllarda da bu tür vakalar oluyordu. Bu vakaları duyduğum zaman inanın tüylerim diken diken oluyor içim kararıyordu. Önceki yıllarda buna benzer bir tarikat kursundaki bir vakada çocukları korumakla görevli olan zamanın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı önce “Bu konuda sıfır tolerans” falan diyerek başladığı konuşmasının sonunda “Hizmetleriyle öne çıkmış bir vakfımızda bir kere olan bir olay” diyerek mağdur çocukları değil de olayın meydana geldiği vakfı koruması akıl alacak bir şey değildi.

Buna benzer birçok olayda da hafifletici sebepler falan uydurularak adeta suçluların korunduğunu görerek insanlar çileden çıkarılıyordu.

Uzun süreden beri ilk defa çok ağır bir cezaya çarptırılmış Erzurum’daki olayın faili.

Çarptırılmış, tamam ömrünün sonuna kadar ceza çekecek ama 7 çocuğun hayatı kararmış oldu, o çocukların hayatlarında bir düzelme iyileşme olmayacak ki.

Bu tür olayları kim bilir kaçıncı kez duydum ben. Sizler de kaç kere duydunuz hatırlamazsınız bile. Hiçbir devlet yetkilisi, ülkeyi yönetenlerin içinden hiçbirisi de bu olaya el atıp kökten bir çözüm üretmeyi neden akıl edemezler?

Olay olduktan sonra olayın failini yakalayıp cezalandırmak çözüm değildir asla. Olayın olmasını önlemek için tedbir almak gerek.

Mesela yukarıda anlattığım olayda Diyanet’e bağlı bir kurs var. Bu kursta 21 yaşında “belletmen” tabir edilen bir kişi. Bu belletmenler nasıl işe alınır, ne gibi kriterler gözetilerek belletmen yapılır belli değil. Ben araştırdım internet ortamından bulamadım. Kimler, nasıl seçilip de belletmen oluyor bir açıklama bulamadım.

Birçok çocuğun hayatı kararıyor, birçok ailenin içi yanıyor ama bu konuya bir kesin çözüm bulunmuyor, bulunamıyor. Bu konuya kesin çözüm bulunmak istenirse bulunur ama bence tarikatlar, cemaatler küstürülmek istenmiyor.

Ama alnı secdeye geliyor diyerek oy alan ve iktidara gelenler bu olayın İslamiyet’e çok büyük zarar verdiğini düşünemiyorlar mı? Aklım havsalam almıyor benim “Kuran Kursu” ile “Çocuğa taciz veya tecavüz” kelimeleri aynı cümle içinde nasıl kullanılabiliyor? İslamiyete bundan büyük bir zarar verilebilir mi?

Son söz olarak buradan sesleniyorum…

Ülkeyi yönetenler, çocukları korumakla görevli bürokratlar ve bakanlar lütfen empati yapın. Erzurum’daki 7 çocuğun yerine kendi çocuğunuzu koyun, o çocukların ailelerinin yerlerine kendiniz olduğunu düşünün o zaman eminim ki bir çözüm bulur, kökten halledersiniz bu sorunu.

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.