ÇevreDijital GazeteGündemÖzel HaberTürkiyeYaşam

Uyuyan bir yanardağ, Nemrut

MEHMET BAYER – 17.06.2022 – HİBYA – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Çan Meslek Yüksekokulu Madencilik ve Maden Çıkarma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Büyüksaraç, Bitlis sınırları içinde yer alan Nemrut Dağı’nın (Nemrut stratovolkanı) uyuyan bir yanardağ olduğunu ve ne zaman uyanacağı konusunda bir fikirlerinin bulunmadığını söyledi.

Prof. Dr. Büyüksaraç, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, Doğu Anadolu’nun gerçek anlamıyla bir doğal turizm alanı olduğunu bildirdi.

Nemrut Yanardağı ve kalderasının (Volkanik yer şekli) doğal güzelliklerden belki de en önde gelenleri olduğunu belirten Büyüksaraç, ”Türkiye’nin en genç yanardağı ve tarihsel süreçte aktif olmuş tek yanardağı. En son 1692 yılında aktivite gösterdiğine dair bilgiler var. Püskürttüğü lavların soğumasıyla ortaya çıkan obsidiyenler (çok çabuk soğuyan erimiş lavdan oluşan taş) tarih boyunca ok ucundan tutun da kolyeye, kesme aracına, süs eşyasına kadar kullanılmış.” dedi.

Büyüksaraç, tüf, tüfit ve ignimbiritlerin (kayaçlar), Nemrut’un etrafında yerleşim alanlarının yapı taşı olduğunu, insanların evlerini bu taşlarla yaptığına işaret ederek, ”Van’da Urartular, Ahlat’ta Selçuklular bu taşlardan anıtlar, heykeller, evler yapmış. Hepsi dokunabileceğimiz gerçek kanıtlar. Nemrut, etrafındaki coğrafyayı belirlemiş. Patlamasıyla Muş ve Van arasındaki düzlüğü kapatıp, Van Gölü’nün oluşmasına yol açmış. Nemrut bir doğal turizm harikası. Buz mağarası, sıcak ve soğuk gölleri, buhar bacaları, Akdeniz iklimine ait endemik bitkileri, kışın kar ve kayak, yazın yüzme etkinlikleriyle bulunmaz bir alan. Nemrut bir doğal yaşam alanı. Son dönemde ortaya çıkan ayılar, yaban domuzları, kurt, tilki gibi yaban hayatının canlıları bu dağda özgürce yaşıyorlar.” diye konuştu. 

Nemrut’un hem dağ hem bir göl olduğunu anlatan Büyüksaraç, ”Tatvan’da bulunan Nemrut, yüksekliği yaklaşık 3000 metre civarında olan Doğu Anadolu’daki yanardağlar zincirinin en batıdaki halkası. Ayrıca burada, bir tanesi dünya ölçeğinde olmak üzere 5 farklı büyüklükte göl var. Bunlardan en büyüğü yaklaşık 15 kilometrelik bir alanı kaplıyor. Türkiye’nin en büyük krater gölü ve dünyada da sıralamaya giriyor.” bilgisini verdi.

Nemrut bir uyuyan yanardağ

Prof. Dr. Aydın Büyüksaraç, Nemrut’un sönmüş bir yanardağ olmadığını ifade ederek, şunları dile getirdi:

”Volkanizmayla uğraşanlar bu duruma, yani aktivite göstermeyen ama potansiyeli olan yanardağlara güzel bir isim vermişler, uyuyan yanardağ. Evet Nemrut bir uyuyan yanardağdır. Ne zaman uyanacağı konusunda bir fikrimiz yok. Yaklaşık 300 yıldır uyuyor. Yapılan jeofizik çalışmalarla yerin 5 kilometre derinliğinde magma odacığı olabileceği tahmin edilen yapı tarafımızdan tespit edildi. Değişik kaynaklarda ve önceki çalışmalarda 5 kilometre derinlikte magma odacığı olabileceğine yönelik birtakım bulgular da var. Yanardağ için sığ sayılabilecek bir derinlik. Yanardağın etkili olabileceğine yönelik başka çalışmalar da yürütülüyor. Hacettepe Üniversitesi ile bir başka proje kapsamında volkanik titreşimleri kaydetmeye çalıştık. Bu çalışmalarımızdaki bazı bulgular, yanardağın gelecekte etkili olabileceğini gösterdi. Ancak bütçe bulamadığımız için daha ileri çalışmaları yerine getiremedik.”

Bölgede, sürekli gözlem istasyonlarının kurulması ve farklı dönemlerde gaz çıkışlarının incelenmesi gerektiğini, böylece Doğu Anadolu’nun coğrafik olarak şekillenmesinde etkili olan Nemrut Yanardağı’nın gelecekte etkili olup, olmayacağının belirtilerinin elde edebileceğini vurgulayan Büyüksaraç, şöyle devam etti:

”Diğer yandan volkanik alanlar, özellikle Nemrut Yanardağı gibi güncel olanlar, tektonik süreçlerle ilgili bilgiler de taşır. Nemrut Yanardağı’nı manyetik verilerden yararlanarak 3 boyutlu olarak modelledik. Yeraltında volkanizmanın kökeni olabileceğini düşündüğümüz kütle, yüzeyden 4 kilometre sonra başlıyor. Volkanizmanın meydana gelmesindeki en büyük etken, Arap Yarımadası’ndan başlayarak Anadolu’nun kuzeye doğru itilmesine yol açan tektonik süreçtir. Bu süreç, gerilim birikimine yol açıyor ve bunun sonucunu deprem olarak Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu fayları üzerinde görüyoruz.”

Büyüksaraç, volkanizma ve tektonizmanın birbiriyle bağlantılı ve birbirini destekleyen süreçler olduğuna işaret etti.

Yanardağın 1441, 1597 ve 1692 yıllarında aktif olduğunu, yakın gelecekte tekrar aktif olmayacağına yönelik bir bilgi veya bulgu olmadığını aktaran Büyüksaraç, sözlerini şöyle tamamladı:

”Bir sonraki basamakta ortaya çıkacak aktivite belki de çok yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Volkanizma eğer aktiviteye geçecekse oluşma öncesinde kül püskürtmesi, sıcak su çıkışlarındaki artış ve zaman zaman gürültülü duyumlar gibi bulgular ortaya çıkacaktır. Nemrut Yanardağı’nda bulunan buhar bacaları ve sıcak su çıkışlarının varlığı, kalderanın sıcak su bölümlerinde, sıcak suyun sürekli yer değiştirmesi, yanardağın halen aktif olabileceğinin en önemli göstergeleri. Bu etkilerin varlığı, farklı tektonik olaylarla ya da volkanik çıkışlarla bağlantılı olacak şekilde değişim gösterdiğini ifade ediyor.”

Hibya Haber Ajansı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir