K.B.B
Güncel

Yazıklar olsun, yazıklar olsun!

Yazıklar olsun, yazıklar olsun!

Sevgili okurlarım bugünkü yazıma “Yazıklar olsun!” diyerek başlıyorum, böyle başlamak zorunda hissediyorum ne yazık ki!

Neye mi yazıklar olsun?

Benim okurlarımın birçoğu izlediği televizyon kanallarından görmüşlerdir ama TV’lerde görmeyenlerin de mutlaka sosyal paylaşım sitelerinden gözlerine çarpmıştır.

Deniz Kuvvetlerinin bir amiralinin resmi dolaşıyor sosyal medyada. Tuğamiral üniformasıyla birisi daha önceki senelerde yazlık beyaz üniformayla, diğeri de günümüzde siyah üniformayla başına sarık sarmış vaziyette tekkede “namaz kılıyor” bu aymaz kişi.

Dikkat ederseniz “namaz kılma” kelimesini tırnak içinde yazdım.

Ömrümün 30 senesi Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinde geçti. Onurla, gururla ve şerefle görev yaptım. Görev süremi doldurunca da kendi isteğimle emekliye ayrıldım.

Yukarıda belirttiğim gibi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde 30 yıl görev yaptım. Türk Silahlı Kuvvetleri milletin içinden çıkmış bir topluluktur. TSK Allahsız değildir, dinsiz değildir, imansız değildir. Haa “ateist yok mudur TSK’da” derseniz, tabii ki vardır. Ne kadar vardır kaç kişidir ben bilemem, hiç kimse de bilemez. Bilmesi de gerekmez. Din ve iman bir inanç meselesidir. Allah ile kul arasındadır. Kimin imanlı olduğu, kimin ateist olduğu kimseyi ilgilendirmez. Ama benim demem o ki TSK’da kimse kimsenin ibaretine, orucuna namazına karışmaz. Görev yaptığım 30 yıl boyunca öğrencilik zamanım da dahil olmak üzere oruçlarımı düzenli olarak tuttum.

Görev yaptığım birliklerde Cuma günleri öğle paydosunda yemeğe gitmeyip sivil elbiselerimizi giyerek en yakındaki camiye gidip namazlarımızı kıldık her rütbedeki meslektaşlarımızla birlikte.

Ama sözü edilen “aymaz” kişi devletin kendisine verdiği görev nedeniyle tahsis ettiği makam aracıyla bir tekkeye gidiyor üniformasının üzerine sarık sarıyor öyle namaz kılıyor. Yani tam olarak bir tarikatın militanı görünümü vermeye cüret ediyor.

Gazeteci Müyesser Yıldız köşesinde “tekkedeki amiralin” özgeçmişini şu şekilde özetlemiş. “15 Temmuz’dan çok önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki dosyasına, eşinin türbanlı fotoğrafını veren ilk üst rütbeli subay olarak biliniyor. Eşinin Din Bilgisi öğretmeni olduğu ve Saray’da yakınlarının bulunduğu da belirtiliyor. Bu isim, bir mühendis subay. Normalde mühendis subaylarda terfi kontenjanı çok az. Ancak 2017 Şura’sında son anda terfi listesine konduğu ve ‘sürpriz’ bir şekilde tuğamiralliğe yükseltildiği, hemen ardından Tersaneler Genel Müdür Yardımcılığı’na, geçen yıl da Deniz İkmal Komutanlığı’na atandığı anlatılıyor.”

Bu haberler ve resimler bazı televizyon kanallarında dile getirilmesinden, bir kısım gazetelerde yazılması ve sosyal medya ortamında yayılmasının ardından Milli Savunma Bakanlığı sözcüsü, “Amiralin tarikat merkezindeki görüntüleri her yönüyle inceleniyor” açıklamasını yaptı. Evet, incelensin, her yönüyle incelensin ama “ipe un serilmesin”. Hızlı bir şekilde incelenerek en kısa zamanda sonuçlandırılsın.

***

Aynı günlerde, bir haber daha duyduk.

Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na girişte aranan, “İrticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” şartının kaldırılmış. 21 Mart 2021 tarihli Resmi Gazete’de Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği ile Milli Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği yayımlandı.

Daha önceki yönetmelikte “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şartı yeni yönetmelikte yer almadı. Bunun yerine önceki yönetmelikte olmayan “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” hükmü giriş koşullarına eklendi.

Bu yönetmelik değişikliği tam da “tekkedeki amiral” olayıyla aynı günlere denk gelince bana “zamanı çok manidar” geldi.

Yazıklar olsun Türk Silahlı Kuvvetlerini bu hale getirenlere. Askeri okullara girişte “İrtica ve bölücü görüşleri benimsememiş ve bu faaliyetlere karışmamış olmak” şartı neden kaldırılır? İlgili, yetkili birileri çıkıp bu konuya makul ve mantıklı bir cevap versin gerekçelerini tüm kamuoyuna açıklasın lütfen. Türk Silahlı Kuvvetleri “İrtica ve bölücü görüşleri benimsemiş” subay ve astsubaylarla mı doldurulmak isteniyor?

İçim kararıyor, yüreğim sızlıyor. Kahraman Silahlı Kuvvetlerimize böyle hainlik yapmasın kimse. Daha önceleri “Hoca efendi” diyerek karşısında el pençe divan durdukları kişinin 15 Temmuz’daki hain girişiminden hiç mi ders alınmadı?

Yazıklar olsun, yazıklar olsun

Halil KÜÇÜKPARLAK

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. İnanılmaz bir şarlatanlık bu davranış içindeki tüm kimlikleri kınıyorum bunlar dindar değil göz boyayan salaklardır . Çok şükürki halkımız sağduyu. Birde önemli konu bunları deşifre ederken reklamlarını da yapmış oluyoruz BUNA DİKKAT ⚠️ LÜTFEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir