Yaşam

Yeni Yıl, Yeni Umutlar

Yeni Yıl, Yeni Umutlar,Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yıl daha (2020) geride kaldı.

Takip Et    

Yeni Yıl, Yeni Umutlar…
Sadece usulden olduğu için değil, içimden geldiği için bir yeni yıl yazısı yazmak istedim. Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yıl daha (2020) geride kaldı. Ancak geride kalan yalnızca koskoca bir yıl değil elbetteki!

Bundan 10 yıl önce, 8422 kişiyi etkileyip 1000’e yakın kişiyi öldüren SARS virüsünün travmatik yaraları hala yaşayanları etkiliyor… Peki Koronavirüs korkusu bu psikolojik çöküntüyü iyice çıkmaza sürükler mi?

Birçok uzman için ise SARS’tan hayatta kalanlar bugün hala depresyon ve salgın korkusu ile yaşamaya mecbur durumda. Özellikle de Koronavirüs salgını dünyayı yavaş yavaş sarmaya devam ederken…

Geride bıraktığımız 2019 yılının Aralık ayının ortalarında , Çin’de ortaya çıkan Corona  virüsü (Coronavirus) ile ilgili son dakika haberleri geliyor. Corona virüsü salgını, aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde başlamasından bu yana yüzlerce kişiyi enfekte etti. Şu ana kadar 1.7 Milyon kişi bu virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Corona virüsü üç ülkede daha görüldü. Avustralya, Fransa ve Malezya’da görülen vakalar karantina altına alındı. Yeni Yıl, Yeni Umutlar…

Son verilere baktığımızda ,Dünyada koronavirüs vaka sayısı 77 milyonu geçti. Koronavirüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı da 22 Aralık 2020 itibarıyla 1.7 milyonun üzerine çıktı.

Olumlu ya da olumsuz yaşadıklarımızda geride kaldı. Ne varki 2020 yılında yaşadıklarımızın etkisi belki de bir ömür boyu sürecek. Kayıplarımızın, kazançlarımızın etkisi bizi belki bir ömür boyu etkileyecek. Ancak kalıcılığını koruyacak olan ve durmadan tekrarlanacak birşey varki birileri yine hatalarından ders almayacak. Yaşadıkları olumsuzlukları tekrarlamaya devam edecek. Israrla, durmadan…

Hep bir yerlerde ve birşeylerle kendilerini ‘haklı’ çıkarmaya çalışacaklar. Oysaki önemli olan sanırım olaylara büyük pencereden bakmak. Yani yaşadıklarımızdan ders alabilmek. Geçmişteki kayıplarımızdan aldığımız dersler, gelecekteki kazançlarımızın temelini oluşturmalı diye düşünüyorum.

İnşallah geride bıraktığımız 2020 yılında pek mutlu olmadık. Başta ülkemiz ve Dünya ülkeleri Covid-19 illetinden bir kaç ay icersinde kurtuluruz.

Pek çok kişi Covid-19 pandemisinden önceki hayatlarına geri dönmek için can atıyor ve aşılar sayesinde bunun gerçekleşeceğini umuyor.

Fakat bilim insanları aşılama programlarının başlamasıyla maskelerimizi atıp normal hayata geri dönemeyeceğimiz konusunda uyarılarda bulunuyor.

Aşılar nasıl işe yarıyor?

Aşı, modern dünyadaki en büyük tıbbi buluşlardan biri olarak görülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) aşılar sayesinde her yıl 20’den fazla ölümcül hastalığın 2-3 milyon kişiyi öldürmesinin engellendiğini söylüyor.

Yoksa yaşamı boşa yaşıyormuşuz gibi geliyor bana…

Yeni yıllar, yeni umutları da beraberinde getirsin istiyoruz. Ancak farkında olmadan ya da bazen farkına vararak, yaşamımızda yenilikleri istediğimiz halde geçmişe takılıp kalabiliyoruz. Ne için? Kim için? Yanlızca kendi hırsımıza yenik düştüğümüz için. Geri adım atmamak için. Geri adım atınca ya da özeleştiride bulunduğumuzda sanki bu bir zayıflıkmış gibi algılanıyor. Önemli olan insanın öz eleştiri yapacak gücü ve cesareti göstermesi ‘çok önemli’ diye düşünüyorum.

Şapkanızı Önünüze Koymak Çok mu Zor?

Herkesi şapkasını önüne koymaya davet ediyorum. Çünkü siz şapkanızı önünüze kendi isteğinizle koymazsanız, yaşam bir şekilde sizin önünüze koyacak hem de belki hiç hazır olmadığınız bir anda.

Geride bıraktığımız yıl içerisinde yaşadıklarımızı değerlendirmek için herkesi biraz sağduyuya davet etmek istiyorum. Yaşamınız ile ilgili fark ettiklerinizi, başkalarıyla paylaşmanız gerekmiyor. Kendinize itiraf etmeniz, kendinize yüksek sesle paylaşmanız yeterli.

Bu bile çok önemli bir gelişim. Değişim herkes için. Gelişmek için değişmek şart. Değişim olmadan gelişim olmuyor. Önemli olan eksikliklerimizin olması değil. Eksikliklerimizin farkında olmamız ve eksikliklerimizi, tamamlamaya çalışma çabamız.

Peki kaç kişi bunu yapabiliyor? Ya da yapmak için çaba sarf ediyor? Herkes yaşamdan birşeyler bekliyor. Yaşamda en iyisini hak ettiğini düşünüyor. Ancak hiç soruyor mu kendisine, peki ben yaşama ne veriyorum diye. Bir markete gittiğinizde bile alacağınız bir paket süt için bir bedel öderken, manevi değerlerin neden bedelsizce hazır bir şekilde size gelmesini bekliyorsunuz?

Sizce yaşama birşey vermeden ne alacağımızın beklentisiyle yaşamımızın sonunun gelmesini beklemek hem kendimize hem de yaşama karşı yaptığımız büyük bir haksızlık değil mi?

Birçok kişi birbirinin eksikliklerini bulmak için durmadan, bıkmadan etrafındakilerin yaşamlarıyla uğraşıyor. Birilerini nasıl aşağı çekerim diye… Bu tutum bence bizim toplumumuzla özdeleşmemeli.

Biz erdemli yanları ve önemli özellikleri olan bir toplumuz. Birilerinin bastırmaya çalıştığı bize ait güzel özellikleri ve birçok toplumun özendiği yanlarımızı yaşamaktan kendimizi alıkoymamalıyız.

Zira bir toplum özellikleriyle vardır. O toplumun özellikleri yaptıklarının ve yapacaklarının da ispatıdır. Günün birinde bu toplumun tanınmaz hale gelmesi demek bizimde tanınmamız ve yok olmamız anlamına geliyor. Bu topluma karşı yabancılaşmaya başladığımızda unutmayalım ki, bizde kendimize yabancılaşırız.

Bu satırları okuyan kimileriniz belki de 2020 yılı içerisinde biten beraberlikler, dostluklar, evlilikler ve iş ortaklıklarını geride bıraktınız. Yazımın girişinde dedim ya, acısıyla ve tatlısıyla bir yıl daha geride kaldı. Ancak önemli olan geçmişi unutmadan, geçmişten öğrendiklerimizle geleceğimizi nasıl yaşayacağımızı şekillendirmek. Biten bir yılın ve kayıplarımızın nedenini iyi değerlendiremezsek gelecekteki kazançlarımızdan olacağımızı da unutmamalıyız.

Herkese 2021 yılının en başta sağlık daha sonra ise kayıplarınızın az olduğu, kazançlarınızın daha sonra kayıplarla sizi hüsrana uğratmayacak kazançlar olmasını diliyorum. Herşey dilediğiniz gibi olsun…

Bu yıla kadar yaşamdan ne bekliyorum ya da yaşam bana ne verdi, diyenlerdenseniz; geç kalmış sayılmazsınız. Şimdi ben yaşama ne verdim demenin belki de tam zamanı!

Hoşçakalın. Mutlu Kalın.

Bu arada unutmayın her hoşçakal bir merhabadır aslında.

Hoşçakal 2020, Merhaba 2021.,

Selçuk ÇELEBİ

Araştırmacı Yazar

 

Takip Et    
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı