Gündem

Sivil Toplum Kuruluşları

Sivil Toplum Kuruluşları,Dernekler, vakıflar, ulusal ve uluslararası Sivil Toplum Kuruluşlarına kayyım atanmasının önünü açan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Hakkında Kanun”

Takip Et    

Sivil Toplum Kuruluşları

Dernekler, vakıflar, ulusal ve uluslararası Sivil Toplum Kuruluşlarına kayyım atanmasının önünü açan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Hakkında Kanun” teklif Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.

Şimdi “Kitle imha silahlarının yayılması önlenmesin mi?” diye düşünenler olabilir tabii. Tabii ki kitle imha silahlarının yayılması önlensin. Buna kimse itiraz etmiyor, edemez, etmesi de düşünülemez. Ama böyle bir isim konularak kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesine çalışılırken derneklerin sorgusuz sualsiz kapatılacak olması endişelendiriyor insanları. Üstelik de herhangi bir duruşma yapılarak savunma alınarak hakim tarafından karar verilmesine gerek duyulmadan sadece İçişleri Bakanına derneklere kayyum atama yetkisi veriyor bu yasa. O nedenle toplumun birçok kesimi tarafından endişeyle karşılandı yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildikten sonra.

Toplumun birçok kesimi tarafından endişeyle karşılandı derken abartmadım inanın bana. Tabii ben ve birçok arkadaşım endişelendik ama mesela Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan da endişelenmiş yeni yasadan. Attığı tiwitte “STK’lar terör bahanesiyle kapatılacak. Kolayca kayyum atanabilecek! Teröre karşı bir adım gibi bu. Ama sonuçları ortam değiştiğinde felaket olabilir. Her İslâmi çalışma irtica/terör yaftasıyla engellenebilir! Çok tehlikeli bu! Bu yasa girişimi derhal durdurulmalı” yazarak endişelerini dile getirmiş. .Bunun üzerine İçişleri Bakanı gece saat 01.30’da aramış kendisini, yarım saat görüşmüşler. Yusuf Kaplan, “STK Yasası’nın aslâ sivil toplumu zayıflatmayacağını, STK’ların İslâmî çalışmalarını engellemesinin söz konusu olmayacağını, buna ilk önce kendisinin karşı duracağını söyledi” şeklinde yazmış yazısını. Yarım saat konuşmanın sonunda İçişleri Bakanı’nın ilk önce kendisinin karşı çıkacağını söylemesi üzerine rahatlamış Yusuf Kaplan.

Ben bu yasa çıkınca endişelenmiştim ama Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Yusuf Kaplan’ın bu yazısını okuyunca endişem daha da arttı.

Endişemin artmasının nedenini izah edeceğim ama önce kısa bir anekdot anlatmak istiyorum. Bu yeni anayasanın referanduma sunulmasının öncesinde hangisinin olduğunu şimdi hatırlamıyorum bir iktidar partisi milletvekilinin Gölcük’teki bir dernekte yapacağı toplantıya dernek başkanı beni de davet etmişti. Milletvekili dernek üyelerini yeni anayasa referandumunda “Evet” oyu kullanmaya ikna edecekti. Milletvekilinin konuşmasına beni davet eden dernek başkanına “Başkan, milletvekili Evet oyu kullanmak için sizleri ikna etmeye çalışacak. Biliyorsun ben ‘Hayırda hayır vardır’ görüşündeyim. Beni çağırma oraya ben aykırı sorular sorarım, ortam gerilmesin” dedim ama yine de çağırdı. Gittim toplantıya. Milletvekili geldi, dernek başkanı ve üyeleri hoş geldiniz, nasılsınız, iyiyiz faslından sonra çaylar eşliğinde konuşmaya başladı. Yeni anayasanın Türkiye’yi uçuracağını, işlemlerin çabuklaştırılacağını anlattı. “Ülkemiz ne çektiyse şimdiye kadar koalisyonlardan çekti, artık koalisyon olmayacak” dedi. Bu sözün ne kadar yanlış olduğunu şimdi yaşayarak öğrendik. Adı değişti şimdi “Koalisyon” olmuyor ama “İttifak” oluyor. Sonra Anayasa’ya ilave edilmesi düşünülen halkın oyuna sunulacak 18 maddenin ne kadar yararlı olduğunu anlatmaya başladı. Sıra 10. Maddeye geldi. Madde “Cumhurbaşkanına kendisine bir veya birden fazla yardımcı atama yetkisi” hakkındaydı. Ben hemen araya girip “Bir veya birden fazla yardımcı atama yetkisi veriliyor Cumhurbaşkanına. Kendisine 157 yardımcı atarsa ortalık yardımcıdan geçilmez” dedim. Dernek üyeleri bana inanmayan gözlerle baktılar. Milletvekili “Olur mu öyle bir rakam. Birkaç yardımcı atar sayın Cumhurbaşkanımız” şeklinde cevap verdi. Ben yine itiraz ettim “Tamam sayın Cumhurbaşkanımız birkaç yardımcı atayabilir, ona itirazım yok da, bu kanun çıkarsa seneler sonra göreve gelecek bir cumhurbaşkanı söylediğim rakamda yardımcı atayabilir. Atamasına yasal bir engel yok. Demokrasiler kurallar manzumesidir. Oraya yazılmalı en fazla üç veya en fazla beş yardımcı atar diye” şeklindeki itirazımı yineledim. Ama bana çok muhalif olduğum için her şeye itiraz ettiğim yaftası yapıştırıldı. Onu da gururla boynumda taşıyorum.

Buraya nereden geldiğimize gelince. Şimdi derneklere kayyum atama yetkisi veriliyor İçişleri Bakanlığı’na. Süleyman Bey , “STK’ların İslâmî çalışmalarını engellemesinin söz konusu olmayacağını, buna ilk önce kendisinin karşı duracağını” söylemiş. Bu cümleyi okuyunca “Eyvah” dedim. “Eyvah ki hem de katmerli eyvah” diye devam ettim. Geçmişte “İslami çalışmalar yapıyor hocaefendi” diye göklere çıkarılanların neler yaptıklarını hep birlikte gördük. Ona benzer İslami çalışmaların engellenmesi söz konusu değilmiş. Peki İslami çalışma yapmayıp tüzükleri gereği başka çalışmalar yapan dernekler; mesela Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin, mesela üyesi olmaktan ve Gölcük Şubesi yönetiminde bulunmaktan gurur duyduğum Atatürkçü Düşünce Derneği’nin çalışmalarının engellenmesinin söz konusu mu bir şey söylememiş Süleyman bey. Üstelik ilk önce ben karşı çıkarım cümlesi ne kadar endişe verici bir söylem. Yarın Süleyman bey görevi bırakır da mesela Mustafa bey o göreve gelirse ne olacak? Yasalar şahısların garanti vermesine göre çıkarılıp uygulanmaz ki.

Dernekler zaten başıboş değil ki. İçişleri Bakanlığına bağlı “Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü” var. O genel müdürlüğe bağlı her ilde valilik binasında “Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlükleri” var. Eskiden dernekler yeni üyelerini belli zamanlarda bu müdürlüğe bildirirlerdi. Ama şimdi zamanı da yok. Yeni üye yapılanlar 24 saat içinde “Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü”ne internet ortamında bildirmek zorundalar. Bu müdürlük ildeki bütün dernekleri yılda en az bir kere mutlaka denetliyor. Kayıtlarını usulüne uygun tutmayan veya tüzüğündeki amaçları dışında faaliyet gösteren derneklere asla müsaade edilmiyor. Durum böyleyken İçişleri Bakanlarına derneklere kayyum atama yetkisi verilmesinin nedeni anlaşılır gibi bir durum değil.

Sözün özü; yeni çıkarılan yasa toplumun büyük bir kesiminde endişeyle ve kuşkuyla karşılandı.

Halil Küçükparlak

Takip Et    

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı