Küçükparlak Neredeeen nereyeee
Küçükparlak Neredeeen nereyeee
Sene 1972, aylardan Eylül…
Meslek hayatıma adım atıp maaşımı kazanmaya başlamamın üzerinden bir yıl geçmişti.
Senelik iznimi aldım Eylül ayında.
Daha 20 yaşıma henüz girmiştim.
Yaktım sigaramı (Sigara sağlığa zararlıdır, yıllar önce iyi ki bıraktım) mahallede yürüyorum sigara dudaklarımda.
Baktım karşımda ortaokuldaki matematik öğretmenim geliyor. Hocamı görünce panikle sigarayı nasıl yere attım, nasıl üzerine basıp ezdim bilemezsiniz. Sonra da hemen elini öptüm hocamın. Bana sarıldı, hatırımı sordu. Bir süre ayaküstü sohbet ettikten sonra ayrıldık.
Şimdi bu 54 sene evvelki anını neden hatırladın diye düşünüyorsunuzdur mutlaka. Hemen sizi meraktan kurtarayım.
Geçen hafta haberleri izlerken rastladığım bir olay aklıma bu anımı getirdi.
Haberin özeti kısaca şöyle…
17 yaşında lise öğrencisi bir çocuk elinde bıçakla okula geliyor, öğretmeni Fatma Nur Çelik’i öldürüyor ve bir diğer öğretmenini yaralıyor.
Yazımın başlığına “Neredeeen nereyee?” demem de bundan. Mezun olduktan 4-5 sene sonra bile öğretmenimin önünde sigara içmeye utanan öğrencilerden şimdi öğretmenini bıçaklayan öğrencilere nasıl gelebildi gençlik anlamak mümkün değil.
Hani siyasi konuşmalarda bazen geçmiş yıllardan daha iyi olduğumuzu belirlemek için “Eski Türkiye’yi gençlere anlatın” falan diyorlar yaa. Ben de gençlere anlatayım dedim. Eski Türkiye’de değil bıçaklamak, mezun olduktan yıllar sonra bile rastladığımız öğretmenimizin karşısında sigaramızı yere atıp ceketimizi ilikleyip elini öperdik biz.
Bu olayda en çok ilgimi çeken bir konu ise okullarımızın ve öğretmenlerimizin bağlı olduğu bakanlığın yardımcısının sözleri oldu. “Söylenecek söz yok. Rahmet dilerim Fatma Nur öğretmenim” demiş bakan yardımcısı. Kendisinin ne olduğunun farkında değil galiba. Bu yazıyı yazan ben, bu yazıyı okuyan sizler, yani tüm halkımız, hepimiz Fatma Nur öğretmene rahmet diliyoruz. Ama bakan yardımcısı zatın söyleyecek başka sözleri olması gerek.
Mesela bir öğrenci nasıl elinde bıçakla okula gelebiliyor?
Okullarımız neden güvenli değil?
Bir AVM’ye girerken, ya da otogara girerken “XRay” cihazından geçiyoruz da, neden okul kapılarına konamıyor bu cihazlar?
Bunlar gibi daha birçok sorunun cevabını verebilmesi gereken bir makamda oturan zat “Söylenecek söz yok” diyor.
Benimki de soru mu, kime soruyorum ki bu soruları?
Asıl bu sorulara cevap vermesi gereken milliliği kalmayan maarif bakanı olan zat, makul ve mantıklı bir cevap vermek yerine “Bizden önce okullarda tuvalet yoktu” deyiverdi.
O okulların güvenliği hakkındaki sorulara cevap vermesi gerekirken böyle saçmalayınca ben ona cevap vereyim.
Sayın bakan sen hangi tarihte nerede okula gittin bilmiyorum ama okuldayken idrarını poşete yapıp eve mi getiriyordun?
Sizden çok önceleri, ben 1960’lı senelerde, daha sonra evlatlarım 1980’li yıllarda okula giderken okullarımızda gayet güzel tuvaletler de vardı, tuvaletlerde sabunlar da vardı.
Ne olur aklımızla alay etmeyin…