Güncel

Nereden çıktı bu şehirlerin kurtuluş günleri?

Bu nasıl kahramanlık?

Sevgili okurlarım son günlerde bir tartışma daha yaşanmaya başladı. Bu tartışma da şehirlerin kurtuluş günlerinin olup olmadığı, kutlanması gerekip gerekmediği konusu tartışılıyor çeşitli ortamlarda.

Nereden çıktı bu şehirlerin kurtuluş günleri?

Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı İsmail Kahraman“İstanbul’un kurtuluşu 6 Ekim, kim demiş? İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül, kim demiş? Ne münasebet. Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki”diyor.

Alacaklarını aldıktan sonra kendileri bırakıp gittiler öyle mi sayın Kahraman?

O zaman; 6 Ocak 1921 tarihinde 1. İnönü Savaşı hiç yapılmadı mı?

O zaman; 23 Mart’ta başlayıp 1 Nisan 1921 tarihinde sona eren 2. İnönü Savaşı hiç yapılmadı mı?

O zaman; 22 gün süren ve 13 Eylül 1921’de, düşmanın Sakarya Nehri’nin doğusunda tamamen yok edilmesiyle sonuçlanan Sakarya Meydan Muharebesi hiç yapılmadı mı?

O zaman; 26 Ağustos 1922 tarihinde başlayıp 30 Ağustos’ta sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi hiç yapılmadı mı?

İsmail Kahraman bu sözlerinin çok tepki görmesi üzerine Twitter hesabından TBMM 27. Başkanlık Ofisi Basın Müşavirliği tarafından bir açıklama yapılarak paylaşılıyor. Güya tepkilere cevap olarak yapılan açıklama da kendi içinde tezatlarla çelişkilerle dolu. Son derece basit bir internet araştırmasında bile ulaşılacak gerçekleri nasıl bu kadar saptırır TBMM Başkanlık Ofisi Basın Müşavirliği anlamak mümkün değil.

Aynen öyle demiş güya Kahraman’ın sözlerine gelen tepkileri yumuşatmak isteyen basın müşavirliği: “Sayın Kahraman’ın konuşmasında işaret ettiği gibi, yurdumuzu işgal eden ve dört sene topraklarımızda kalan müstevliler, Birinci Dünya Harbi’ni sonlandırdıkları için İzmir’i 6 Eylül 1922 Çarşamba günü terk etti. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü ordumuz İzmir’e girdi. İşgal kuvvetleri 4 Ekim 1923 Perşembe günü İstanbul’dan ayrıldı, ordumuz ise 6 Ekim 1923 Cumartesi günü İstanbul’a girdi”. Açıklamanın devamında “Esaretten tutsaklıktan kurtuldum’ diye bayram yapılmaz, fetihler kutlanır. Tarihimiz fetihlerle doludur” ifadeleri kullanılmış ve şu ifadeyle açıklama sona erdirilmiş.

“Tarih bir deniz feneridir; geleceği gösterir, geçmişten dersler aldırır ve yaşanan anı da değerlendirme imkanı sağlar. Sayın Kahraman’ın dedesi Yemen’de, dayısı Sarıkamış’ta şehit olmuştur. Bayrağımızdaki kırmızı renkte payı olan bir aileden gelmiş, ömrü manevi ve milli değerlere hizmet ve bağlılıkla geçmiş bir zatı karalamak veya yanlış tanıtmak vicdanları yaralar, yürekleri kanatır.”

Şimdi ben buradan soruyorum işgal kuvvetleri 9 Eylül’de İzmir’den, 4 Ekim günü İstanbul’dan seyahatleri, tatilleri bittiği için mi çıkıp gittiler, yoksa yurdumuzun kurtarıcısı, cumhuriyetimizin kurucusu Aziz Mustafa Kemal Atatürk’ün kumandasındaki şanlı ordumuzun karşısında yenildikleri için mi gitmek zorunda kaldılar. Bu soruma cevabınız var mı?

Kahraman’ın dedesi Yemen’de, dayısı Sarıkamış’ta şehit olmuş diyorlar. Yurdumuz düşman tarafından işgal edildiğinde benim anneannemin babası Mevlüt dedem Kurtuluş Savaşında şehit oldu buna ne diyeceksiniz efendiler.

Neymiş, fetihler kutlanırmış. 4 Ekim’de İstanbul düşman işgalinden kurtarılmasaydı her yıl 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethini kutlayamayacaktık haberiniz var mı beyler bayanlar.

Böyle fetihler de, kurtuluş günleri de şehirlerin ortak değerleridir kutlanır. Sevinçle, neşeyle, coşkuyla kutlanır. “Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır, üzüntüler paylaşıldıkça azalır” diye bir söz vardı.Üzüntülü günler de de paylaşılır her şehirde.

Mesela şehrimiz Kocaeli’de her28 Haziran’da kurtuluş günü coşkuyla kutlanır. Ama her yıl 1 Mart’ta batan Üsküdar vapurunda hayatlarını kaybedenler de, 17 Ağustos’taki depremde hayatlarını kaybedenler de hüzünle anılır. Böylesi törenler şehirlerin halklarını birbirine kaynaştıran, hemşehrilik duygularını pekiştiren duygulardır.

Neden çok görüyorsunuz bu kadar küçük bir mutluluğu?

Belki siz de biliyorsunuz şehirlerin kurtuluş günlerinin kutlandığını da, herkes elektrik zammını, doğalgaz zammını konuşmasın sizin bu sözlerinizi tartışsın diye söylediniz bu sözleri sayın Kahraman. Ama halkı böyle içeriksiz ve dayanaksız sözlerle daha fazla kandırmanız mümkün değil artık.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Sayın Küçükparlak; Sözün bittiği yerdeyiz, koskocaman Meclis Başkanlığı yapmış bir siyasetçinin bu kadar absürt sürçü lisan etmesi tamamen, içinde bulunduğumuz ekonomik darboğaz ve siyasi istikrarsızlığın alarm verdiği bir döneme rastlaması kesinlikle gündem değiştirmeye yönelik hamledir.
    Kendiside biliyor tüm gerçeği ama bir kitleye şirin görünmek gibi kaygılarla, inanmadığı konuları kendince basitleştirmek çalışıyor
    Oysa saygın yaşlı ve T.C. de Meclis Başkanlığı yapmış bir kişinin, tüm ulusun manevi değerlerini değersizleştirmeye çalışması sadece kendi saygınlığı ve inanırlılığını kaybettirir acaba bu kendisi için önemli midir, asıl bunu öğrenmek isteriz.
    Keşke böylesine anlamlı günlerde toplum değerlerine biraz özen gösterilse.
    Saygilarımla

  2. Bu iş basdan kokmus desem..diyanetden..bakanlara kadar .o malum milletvekillerden o malum belediye baskanlarına ..ve bunları atayan veya sectiren kisiler..nasrettin hocanın dediği gibi .” Hırsızın hiçmi sucu yok ..!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.