VATAN MÜDAFAASI MUKADDESTİR, DİNİ VE MİLLİ GÖREVDİR
Fetihleri ve zaferleri ile gönülleri fetheden, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için gönderilen, gül yüzlü, gül kokulu, alemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa Efendimize salat ü selam olsun.

VATAN MÜDAFAASI MUKADDESTİR, DİNİ VE MİLLİ GÖREVDİR-ZEKERİYA ACAR-VAAZ-29.08.2025
26 Ağustos 1071 (954. Yıldönümü) Malazgirt meydan muharebesinde, 30 Ağustos 1922 başkomutanlık Meydan muharebesinde ve daha nice çetin savaşlarda bizlere zaferler bahşeden, fetihlerin, yardımların sahibi, alemlerin Rabbi Allah’a hamd ü senalar olsun.
Fetihleri ve zaferleri ile gönülleri fetheden, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için gönderilen, gül yüzlü, gül kokulu, alemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa Efendimize salat ü selam olsun.
Üstünde yaşadığımız ve ‘Cennet Vatanımız ‘diye isimlendirdiğimiz bu kutsal toprakları, canımızdan, kanımızdan daha çok sever; malımızdan, evlatlarımızdan daha aziz biliriz. Onun ebedî olması uğruna canımızı, malımızı seve seve feda ederiz; bu konudaki inanç ve kararlılığımızı dost-düşman herkes bilmektedir. İşte bu meziyetlerden dolayıdır ki vatan savunmasını imandan bir parça olarak kabul eden Türk Milleti, vatan için dökülen kanı, vatansız nefes alan bir cana tercih etmiştir.
Atalarımız, canını, malını ve iman dolu benliği ile bütün varlığını şu an üzerinde yaşadığımız kutsal vatanımıza hediye etmiştir. Gözü doymayan, her zaman başka milletlerin topraklarına el atmaya çalışan insanlar olacaktır. “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutu/r)sunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal;8/60)
İşte bu gafillere karşı, yüce Allah “kuvvet ve savaş atları hazırlayın” diyor. Öyle ise bizler de zamanın en güçlü ve en kuvvetli araç ve teçhizatlarını hazırlamalıyız. Vatanımızı düşman emellere bırakmamak için her an hazırlıklı olmalı, bunları yerine getirerek de yüz binlerce şehit atalarımızın ruhlarını şad etmeli ve iman dolu yüreğimizi düşmana göstermeliyiz.
Ayet-i kerimeden anlayacağımız kadarıyla, hiç kimsenin boyunduruğu altına girmemek, bağımsız bir şekilde yaşamak, bu aziz toprakları bizden sonraki nesillere hediye etmek, can ve mal emniyeti ile huzur ve güven ortamı içinde yaşamak, her türlü saldırıya karşı koyacak nitelikteki güçlü ve etkin bir savunma ile mümkündür.
Özellikle büyüğün küçüğü yuttuğu, güçlünün zayıfı ezdiği ve çeşitli haksızlıkların kol gezdiği bir dünyada yaşamak ve varlığı korumak için güçlü olmak ve muhtemel saldırılara karşı tedbirli olup, savunmaya ağırlık vermek zaruridir.
Atalarımız ne güzel buyurmuş: “Su uyur, düşman uyumaz!”, “Düşman karınca da olsa hakir görme!” Bu sebeple dinimiz, vatan savunmasına büyük önem vermiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte,“Biri Allah korkusundan, diğeri de Allah rızası için (vatanı savunmak üzere) nöbet bekleyen iki gözü cehennem ateşi yakmaz” (Tirmizî, “Fezâilü’l-Cihad”, 12) buyurularak vatan savunmasının önemine dikkat çekilmiştir.
İnsanları bağrında barındıran vatan, tarih boyunca uğrunda nice koçyiğitlere seve seve canlarını verdirmiştir. Vatandan bahsedilince hemen akla Türk Milleti gelir. Çünkü vatan uğruna ölmekte örnek olmuşlar, bu fitrî inançla vardıkları her yeri can vermeğe değer bir şekilde vatan yapmışlardır. Bu ırsî haslete bir de İslâmın cihadı katılarak Türk Milleti toprak ananın en vefalı evlâdı olmuştur.
İşte bu güzel haslet sayesinde vatanlarında tutuşan nice ve nice cehennemler söndürmüşlerdir. Ve hattå vatanlarından çok uzakta yanan alevleri bile söndürmek amacıyle kendilerini hiç bir tehlikeden esirgememişlerdir. İnsanlığın mayası olan toprağa, bir damla bile kan dökülmemesi için bütün gayretlerini sarfetmişlerdir. Bu olaylara özellikle yakın tarih şahittir. Yurtta sulh cihanda sulh Türk’ün ebedî parolası hâline gelmiştir.
VATAN İNSANIN NAMUSUDUR.
Elbette ki insan, namusuna karşı haris ve koruyucu olur. Bilhassa biz Türklerin, vatanı, çok ve hem de pek çok azizdir. Ecdad kemikleri onun müşfik kucağındadır.
Merhum M. Åkif bu durumu ne güzel anlatır :
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı
Verme dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Vatan şairimiz rahmetli Namık Kemal de yakınarak diyor ki:
Aç vatan bağrını ilâhına ас̧
Çıkar şühedanı da meydana saç.
Allah Resûlü (s.a.s) bu hadisiyle bizlere, vatan müdafaasının mukaddes bir görev olduğunu öğretmektedir. Vatanı korumak için nöbet tutanların ibadet sevabı kazanacaklarını haber vermektedir. Bu uğurda canlarını feda eden şehitlerin, Allah katında sonsuz nimetlere ulaşacaklarını, ebedi cennet ile ödüllendirileceklerini bildirmektedir.
Atalarımız, yeryüzünün en güzel, en bereketli topraklarını kendilerine vatan olarak seçmişler, buram buram tüten bu toprakların düşmanın kirli çizmeleriyle çiğnenmesine müsaade etmemişler; bu uğurda savaşmışlar, gerektiğinde ise seve seve mallarını ve canlarını feda etmesini bilmişlerdir.
Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan aziz vatanımızın kıymetini iyi bilmemiz gerekir. Milli şairimiz M. Akif ERSOY;
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı!
Verme, dünyaları da alsan bu cennet vatanı.” dizeleriyle bu gerçeği veciz bir şekilde dile getirmektedir.
Vatan müdafaası, sadece üzerinde yaşadığımız toprak parçasını korumaktan ibaret değildir. Vatan müdafaası; dinimizi, canımızı, malımızı, namusumuzu ve neslimizi her türlü tehlikeden korumaktır. İstiklal ve istikbalimizi teminat altına almak, birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmek için gayret göstermektir. Vatan müdafaası; en değerli hazinemiz olan ailemizi güçlü kılmaktır.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi batıl ideolojilerin, sapkın akımların insafına terk etmemektir. Vatan müdafaası; işimizi ve mesleğimizi en güzel ve en doğru şekilde yapmak, insanların malına ve canına zarar vermemektir. Şahsi ihtirasları için dinimizi ve duygularımızı istismar etmek isteyen hainlere karşı uyanık olmaktır. Peygamber (s) söyle buyurur: “Size birlik halinde bulunmanızı tavsiye eder; ayrılıp dağılmaktan şiddetle kaçınmanızı isterim. Zira şeytan, yalnız başına yaşayan insana yakın olup, beraber bulunan iki kişiden uzaktır. Kim cennetin ta ortasında yaşamak isterse, toplu halde bulunmaya baksın.” (Tirmizî, Fiten, 7).
Hz. Peygamber’in Müslümanlar arasındaki birliğe, beraberliğe, birbirine kenetlenmeye önem vermesi, hiç kuşkusuz ilâhî bir öğretinin sonucudur. Zira Allah, Hz. Peygamber’e birliğe ve beraberliğe dair çok sayıda ayet vahyetmiştir:“Hepiniz Allah’ın size uzattığı ipine (Kur’an’a) sımsıkı tutunun. Sakın ayrılığa düşmeyin. Hele Allah’ın size nasip ettiği birlik ve beraberlik nimetini bir düşünün. Hani siz vaktiyle birbirinizle kanlı bıçaklı idiniz, ama Allah kalplerinizi birbirinize ısındırdı ve O’nun lütfettiği iman nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Yine siz vaktiyle bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz; Allah sizi oraya düşmekten de kurtardı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, doğru yoldan şaşmayasınız.” (Âl-i İmrân 3/103)
Birlik ve beraberliğin çöküşü aslında toplumun çöküşüdür. Zira tarih, birlik ruhunu kaybeden toplumların nasıl dağıldıklarının ve tarih sahnesinden nasıl silindiklerinin örnekleriyle doludur.
Rasulullah (s) temel ilkeyi koymuştur:“Kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemeyen (tam anlamıyla) iman etmiş olmaz.” (Tirmizî, Sıfatü”l-kıyâme, 59)
Müslüman, imanı gereği iyi olmak zorundadır.
Müslüman, imanı gereği ayrılığa gayrılığa fırsat vermemek zorundadır.
Müslüman, imanı gereği fesattan, bozgunculuktan uzak durmak zorundadır.
Müslüman, imanı gereği yaşadığı topluma karşı sorumluluk duymak zorundadır.
Bizler ümmet olma şuurunu ve birliğini muhafaza konusunda gayretli olmalıyız. Zira; Bugün İslam beldelerinde gördüğümüz bütün olumsuzlukların temelinde ümmet birliğini ve beraberliğini kaybetmemiz vardır. Rasulullah’ın (s) gösterdiği bu temel ilkeyi muhafaza edememek vardır.
Ümmet birliğini kaybettiğimiz için Filistin’de hala yüreğimiz ağrıyor.
Ümmet birliğini kaybettiğimiz için Doğu Türkistan’da ciğerimiz kanıyor.
Ümmet birliğini kaybettiğimiz için daha dün Bosna’da soykırıma uğradık.
Mısır’da, başlarımız hala idam sehpalarında yuvarlanıyor.
Amerika’da derimiz aşağılanıyor.
Yemen’de körpe bedenler açlık ve susuzluktan kuruyor.
Cezayir’de Suriye ve Libya’da ne olacak hala belirsiz. Velhasıl, dünyanın her köşesinde bir bütün olan ümmet bedenine ait sızlayan bir parçamız var.
Birlik ve beraberliğini kaybeden toplumların güçsüzleşmesi, saldırılara mukavemet gösteremeyip çökmesi mukadderdir. Dolayısıyla bunu çok iyi bilen sinsi düşmanlar her fırsatta milletin arasına nifak tohumları, kin ve nefret tohumları ekerler. Çünkü, birbiriyle didişmekten dolayı asıl düşmanı ve düşmanlığı göremeyecek duruma gelmiş olan bir toplum, düşman için kolay bir lokma haline gelir.
Türkiye’miz için söylersek: yüzyıllardır saldırılarına ara vermeden devam eden düşmanlar, her yolu denemiş, her türlü nifak tohumlarını bu güzel topraklara saçmak için bütün gayretini seferber etmiştir. Alevi-Sünni, sağcı-solcu, Müslim-Gayrımüslim, yani din, dil, ırk, mezhep ve meşrep farklılıklarını fırsat bilenler, bunlar üzerinden toplumu ayrıştırmanın, toplumu birbirine düşürmenin planlarını yapmaktadırlar.
Modern dünya düzeninde emperyalist devletler toprakların fiilî işgaliyle değil, o toprakları istedikleri gibi; kendi çıkarlarına uygun bir şekilde yönet/tir/me peşindedirler. Toplumun dinî, milli ve kültürel değerlerini yok edip o toplumu kolay sömürülebilir hale getirmenin peşindedirler.
İşte bundan önce; 15 Temmuz 2016’da, aziz vatanımızın böyle bir saldırıyla karşı karşıya kaldığını gördük. Onlar, bu milletin birlik ve beraberlik ruhunu hesaba katmamışlardı. Onlar, yüzyıllardır bölmeye, parçalamaya çalıştıkları bu milletin her defasında bir araya gelme kabiliyetini hesaba katmamışlardı.Onlar, bu milleti bir arada tutan esas mayanın “söz konusu vatan ise gerisi teferruat” olduğunu hesaba katmamışlardı.
İşte bu sebeple başaramadılar ve de başaramayacaklar. Çünkü kıblesi bir, bayrağı bir, Allah’ı bir, kitabı bir, peygamberi bir olan bu milletin dağılması, bölünmesi, parçalanması, köleleştirilmesi öyle kolay olmaz.
Sahip olduğumuz bu birlik ruhundan rahatsız olanlara karşı her daim uyanık olmalıyız.
Bilmeliyiz ki, bu millet birlik beraberlik ruhunu kaybettiği gün yok olacaktır. Dolayısıyla birliğimizi daha da güçlendirmek için her birimiz üzerine düşeni yapmalıdır. Zira 15 Temmuz’da deneyenler yine deneyecektir. Onlar asla vazgeçmeyecek, başka yollarla, başka şekillerle, başka plan ve figüranlarla emellerini gerçekleştirmeye çalışacaklardır. Bizler sağduyulu olduğumuz sürece, bir ve beraber olduğumuz sürece bu emellerine ulaşamayacaklardır
Bizler, millet olarak tarih boyunca aziz vatanımızı muhafaza etmek için nice sıkıntılara göğüs gerdik, nice badireler atlattık. Bütün zorluklar karşısında tek dayanağımız Yüce Rabbimiz oldu. Her şart ve durumda yalnızca O’na güvendik, O’na sığındık. “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.” (Âli İmran;3/139) ayetinin müjdesiyle hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık.Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in;“Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.” hadisi gereğince birbirimize omuz verdik. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de bütün imkânsızlıklara rağmen en kesif ordulara karşı vatanımızı müdafaa ettik. Hiçbir zaman zulme ve zalimlere geçit vermedik elhamdülillah.
BU VATAN İMAN İLE KUR’AN İLE MÜDAFAA EDİLMİŞTİR.
Aziz vatanımızın müdafaası için kahraman ecdadımız imkânsızlıklar içerisinde olmasına rağmen, iman, sabır ve dua ile yola çıkmışlar, Allah’dan asla ümit kesmemişlerdir. “Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et” (Bakara; 2/250) diye dua etmişlerdir.
BU VATAN NAMAZ İLE ALLAH’DAN YARDIM İSTEYEREK MÜDAFAA EDİLMİŞTİR.
Zaferler Allah’dandır.
“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’dan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara; 2/153)
Ecdadımız sabır ile dua ile cephede bile namazlarını terk etmeyerek Allah’dan yardım istemişler, dualara icabet eden, dua eden kulunu sevip yardım eden Allah da ecdadımıza zaferler ihsan eylemiştir.
Dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemize ve aziz milletimize karşı kurulan kirli tuzaklar boşa çıkacaktır. İnsanlıktan nasibini almamış, hiçbir ahlaki ve insani değer tanımayan dâhili ve harici cinayet şebekeleri, kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainler; güven ve huzur ortamımızı bozamayacak, gücümüzü zayıflatamayacak, istikbale dair ümitlerimizi yok edemeyecektir. Rabbimizin, “Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu, (Âdem’den kıyamete kadar tek hak din olan İslâm’ı, yeryüzüne hâkim kılarak) tamamlayacaktır.” (Saff;61/8) vaadi mutlaka gerçekleşecektir.“Yakında o zalimler topluluğu da yenilecek, arkalarını dönüp kaçacaklardır.” (Kamer,54/45) ayetinde buyrulduğu üzere, yeryüzünü savaş alanına çevirmeye çalışan bütün terör örgütleri ve arkalarındaki şer güçleri mutlaka hezimete uğrayacaktır.
Bu vesileyle, huzurla yaşadığımız güzel vatanımızı bize yurt kılan aziz şehitlerimizi ve ahirete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Allah Resûlü (s.a.s) bu hadisiyle bizlere, vatan müdafaasının mukaddes bir görev olduğunu öğretmektedir. Vatanı korumak için nöbet tutanların ibadet sevabı kazanacaklarını haber vermektedir. Bu uğurda canlarını feda eden şehitlerin, Allah katında sonsuz nimetlere ulaşacaklarını, ebedi cennet ile ödüllendirileceklerini bildirmektedir.“Vatanı korumak için bir gün ve bir gece nöbet tutmak, bir ay nafile oruç tutup geceleri nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Mümin nöbet tutarken ruhunu Allah’a teslim etse bile amel defteri kapanmaz. Allah, onu rızıklandırmaya devam eder…” (Müslim, İmâre, 163)
Vatan müdafaası, sadece üzerinde yaşadığımız toprak parçasını korumaktan ibaret değildir.
Vatan müdafaası; dinimizi, canımızı, malımızı, namusumuzu ve neslimizi her türlü tehlikeden korumaktır. İstiklal ve istikbalimizi teminat altına almak, birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmek için gayret göstermektir. Vatan müdafaası; en değerli hazinemiz olan ailemizi güçlü kılmaktır.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi batıl ideolojilerin, sapkın akımların insafına terk etmemektir. Bu cennet vatanı koruyabilecek şuurda müslüman nesiller yetiştirmekle mesulüz.
Gençliğimizi bir olan Allah’a ibadetin neşesi içinde mukaddesat şuuru ile yetiştirerek, içkiden, kumardan, zararlı alışkanlıklardan, zararlı fikirlerden, boş ve zararlı işlerden uzak tutmakla mesulüz.
Nesilleri İslam’dan Kuran’dan bihaber yetiştirmek, iletişim araçları yoluyla, yavrularımızı batının batık medeniyetinin zehirli bombardımanına maruz bırakmak, sonrasında da adı Müslüman, giyimi, kuşamı, yaşam tarzı ve düşüncesi batılı, kimliğinden benliğinden uzak nesillerin yetişmesine kayıtsız kalmak, kazanılan zaferleri kaybetmek demektir.
Vatan müdafaası; işimizi ve mesleğimizi en güzel ve en doğru şekilde yapmak, insanların malına ve canına zarar vermemektir. Şahsi ihtirasları için dinimizi ve duygularımızı istismar etmek isteyen hainlere karşı uyanık olmaktır.
Bizler, millet olarak tarih boyunca aziz vatanımızı muhafaza etmek için nice sıkıntılara göğüs gerdik, nice badireler atlattık. Bütün zorluklar karşısında tek dayanağımız Yüce Rabbimiz oldu. Her şart ve durumda yalnızca O’na güvendik, O’na sığındık. “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.” (Âl-i İmrân, 3/139) ayetinin müjdesiyle hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.” (Buhârî, Edeb, 36) hadisi gereğince birbirimize omuz verdik. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de bütün imkânsızlıklara rağmen en kesif ordulara karşı vatanımızı müdafaa ettik. Hiçbir zaman zulme ve zalimlere geçit vermedik elhamdülillah.
Maddi imkân ve teknolojileri çok gelişmiş olan yedi düvel birleşip, imanla yoğrulan bu topraklara göz dikmişler, saldırmışlar fakat Anadolu mü’mininin, gücünü imandan alan kutlu direnişi karşısında, bozguna uğramış, az bir topluluk, nice topluluklara galip gelmiştir.
Allah mü’minlerden yardımını kesmemiş, nici nice savaşlarda görünmez ordularla, şehidler ve melekler ordusuyla mü’minlere zaferler, fetihler ihsan eylemiştir. Bu hakikat Kur’an ı Azimüşşan’da şöyle buyurulmaktadır:“Allah’ın izni ile büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah sabredenlerle berabedir.” (Bakara, 2/246)
“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de, biz onların üzerine bir rüzgâr ve görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” (Ahzab, 33/9)
Dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemize ve aziz milletimize karşı kurulan kirli tuzaklar boşa çıkacaktır. İnsanlıktan nasibini almamış, hiçbir ahlaki ve insani değer tanımayan dâhili ve harici cinayet şebekeleri, kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainler; güven ve huzur ortamımızı bozamayacak, gücümüzü zayıflatamayacak, istikbale dair ümitlerimizi yok edemeyecektir. Rabbimizin,
“Kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff, 61/8) vaadi mutlaka gerçekleşecektir.
“Yakında o zalimler topluluğu da yenilecek, arkalarını dönüp kaçacaklardır.” (Kamer, 54/45) ayetinde buyrulduğu üzere, yeryüzünü savaş alanına çevirmeye çalışan bütün terör örgütleri ve arkalarındaki şer güçleri mutlaka hezimete uğrayacaktır.
VATAN SEVGİSİ VATANA HİZMETLE OLUR.
Bu hizmeti de kişilerin ruhuna nakşedecek en kıymetli unsurlardan biri de şüphe yok ki, din ve dinî hislerdir. Ferde vatan sevgisini, fazilet duygusunu, güzel ahlâk anlamını, vazîfe duygusunu millet sorumluluğu ve vatan menfaatlerini insana ancak ve ancak din ve onun güzel hasletleri aşılar.
Vatanı sevmek, ona hayırlı, yapicı ve hamleci vatandaş olmayı gerektirir. Asker nöbetinde, hâkim hükmünde, memur masasında, köylü tarlasında, sanatçı sanatında velhasıl bütün fertler kendi mesleklerinde doğru, dürüst, Adil, iltimazsız ve vazife aşile çalışırlarsa gerçek mânâda vatana hizmet etmiş olurlar ve onu çok sevmiş sayılırlar.
Biz bir bütün olarak aziz vatanımıza hizmet edersek o da bize nîmetlerini esirgemez. Vatandaşların vatan sevgisinin ölçüsü, hizmet nisbetinde olur. Yurt sevgisi, herkesin kendi işinde daha çok çalışması ile gerçekliğini bulur.
ETRAFIMIZIN ATEŞ ÇEMBERİNE DÖNDÜRÜLMEK İSTENDİĞİ BUGÜNLERDE BİZE DÜŞEN;
İslam kardeşliğini esas alarak birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmektir.
Her alanda güçlü olmak için daha fazla çalışmak, daha fazla çaba göstermektir.
İyiliği hayatımızın her alanında hâkim kılmak, kötülüğe ve kötülere engel olmaktır.
Göz nuru yavrularımızın iyi bir insan, bilinçli bir Müslüman olarak yetişmeleri için sorumluluklarımızı yerine getirmektir.
İnsanların huzuruna, canına, malına kast edenlere karşı yekvücut olmaktır.
Aziz şehitlerimizin, uğruna canlarını feda ettikleri, kahraman gazilerimizin cepheden cepheye koştukları ulvi değerleri yaşamak ve yaşatmaktır.
Hülasa, ülkemize ve aziz milletimize karşı oynanan kirli oyunları feraset ve basiretle boşa çıkarmaktır.
ÂMİN! EY ÂLEMLERİN RABBİ, RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IM!
Bizleri var ettin, varlığından haberdar ettin, sevgini gönlümüze nakşettin ve bizleri rahmet ve merhametinle huzuruna kabul ettin! Sana sonsuz hamdü senalar olsun Allah’ım!
Hz. Adem’den itibaren alemlere rahmet, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin ve insanları dalaletten hidayete, zulmetten nura çıkarmak için ömürlerini seferber eden bütün Peygamberanı ızama ve rusulü kirama, bahusus güzel ahlakıyla insanlığa rehber kıldığın Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya aline, ashabına, etbaına, ehli beytine salatü selam tahıyyatü ikram olsun Allah’ım!
Allah’ım bütün samimiyetimizle, gönüllerimizi ve ellerimizi açtık, dua ve niyazda bulunuyoruz. Kabul eyle Allah’ım! Okunan Kur’an-ı kerimleri, Hatmi şerifleri Enbiyanın, evliyanın, ulemanın, şühedanın aziz ruhlarına bağışlıyoruz. Kabul eyle Allah’ım!
Ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınıyoruz. Nefislerimizin kötü isteklerinden, heveslerimizin peşinde koşmaktan, şeytanın vesvese ve şerrinden sana sığınıyoruz. Bizleri himaye et ve sevdiğin kullar zümresine dâhil eyle.
Milletimizi ve bütün insanlığı her türlü felaket ve tehlikeden muhafaza eyle.
Ülkemizi ve İslam beldelerini rahmet, bereket ve inayetinle mamur eyle.
Ehli imana, biladı İslama huzur, emniyet ve güven ihsan eyle!
Allah’ım! Bizleri ayrılıklardan, fitne ve fesattan uzaklaştır.
Maddi ve manevi güçlerimizi birleştir. Aramızdaki dayanışmayı güçlendir.
İstiklal ve istikbalimize pranga vurmaya çalışan dahili ve harici düşmanlara karşı bizi mansur ve muzaffer eyle Allah’ım!
Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ım!
Dünya’nın neresinde olursa olsun ezilen, açlık, kıtlık ve sefalet çeken mazlumlara ve biçarelere yardım eyle.
Allah’ım! Gencecik bedenlerini vatanlarına siper eden, canlarını din-ü devlet, mülk-ü millet uğrunda feda eden, istiklal ve istikbalimiz uğrunda ruhunu sana armağan eden şehitlerimizin hüznü ile sana yalvarıyoruz. Ellerimizi boş çevirme Allah’ım.
Vatan için, millet için, barış için, huzur için, din için, mukaddesat için, hürriyetimiz ve geleceğimiz için can veren bütün şehitlerimizi rahmetinle kucakla Allah’ım.
Gelen acı haberlerle yürekleri dağlanan annelere, babalara, eşlere, evlatlara sabr-ı cemil ihsan eyle Allah’ım.
Yüce kitabında ‘şehitlere ölüler demeyin’ buyuruyorsun Allah’ım, şehitlerimizi peygamberlerle, şehitlerle, salihlerle birlikte haşr-ü cem eyle. Şehitlerimizi Bedir ve Uhud şehitleriyle, Çanakkale, Malazgirt, Sakarya şehitleriyle birlikte cennette buluştur Allah’ım!
Peygamber Efendimiz, ‘şehitlik makamı peygamberlikten sonraki en büyük makamdır’ buyuruyor. Şehitlerimizi o yüce makamlara eriştir Allah’ım.
Birliğimize, dirliğimize göz dikenlere, izzetimize, şerefimize kurşun sıkanlara fırsat verme Allah’ım.
Dinimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dâhili ve harici fitnelerden fesatlardan milletimizi memleketimizi halas eyle Allah’ım.
Tarih boyunca nice saldırıya mertçe, yiğitçe karşı durmuş milletimize bu cinayetler karşısında metanetli, ferasetli, soğukkanlı ve iradeli olmayı lütfeyle Allah’ım.
Milletimizin huzur, barış ve kardeşliğine kasteden, tuzak kuranlara fırsat verme Allah’ım!
Onların tuzaklarını başlarına çevir. Sana inanan bu necip milletin ismetini hiçe sayanları sen zelilü, kahru perişan eyle Allah’ım!
Terör şebekelerinin milletimizin arasına sokmak istediği fitneden, her türlü şerden, fesattan kardeşlik hukukunu çiğnemekten hepimizi milletçe muhafaza eyle Allah’ım.
Bütün acılara rağmen milletimizin hiçbir ferdini haktan, hukuktan, adaletten, merhametten bir an bile olsa ayırma Allah’ım.
Batısıyla Doğusuyla, Kuzeyiyle, Güneyiyle, dilleri, ırkları, renkleri ne olursa olsun; bütün mazlumların, mağdurların umut bağladığı cennet vatanımızı her türlü sıkıntıdan, kederden bertaraf eyle Allah’ım!
İstiklal ve istikbalimiz uğrunda can veren şehitlerimizi senin engin rahmetine tevdi ediyoruz, rahmetinle muamele eyle Allah’ım! Annelerine babalarına, eş ve çocuklarına, kardeşlerine vebütün milletimize sabrı cemil ihsan eyle Allah’ım.
Gazilerimize acil şifalar lütfü ihsan eyle Allah’ım!
Umudumuzu ve huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat verme.
Dinimizin, devletimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dahili ve harici düşmanlardan bizleri halas eyle.
Biz sana güvendik, gücümüzü imandan aldık. Yıkılmamıza ve dağılmamıza izin verme Allah’ım.
İntikam hırsıyla adaletten şaşan, öfkesine kurban olup hakkaniyetten uzaklaşan, mağrur olup haddi aşan kullarından sana sığınırız. Sen milletimizin bu soylu direnişini bir adalet ve hakkaniyet direnişi olarak muzaffer eyle Allah’ım.
Enbiya, evliya, suleha ve şüheda hürmetine dua ve niyazlarımızı kabul eyle Allah’ım!
Bizleri bağışla Allah’ım! Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve sükûnetimizi, dirlik ve düzenliğimizi daim eyle Allah’ım!
Bizi sana ve sevgine layık eyle.
Bizleri affolunanlar zümresine ilhak eyle.
Sana açılan ellerimizi, sevginle dolan gönüllerimizi, rahmet ve inayetini gözleyen yüreklerimizi boş çevirme Allah’ım!
Allah’ım! Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle.
Bizi iyilerle ve iyilerden eyle. Bizi cennet ve cemalinle müşerref eyle Allah’ım!
Senin vaadin haktır ve senin her şeye gücün yeter. Âmin. Amin. Ve selamün alel murselin velhamdulillahi Rabbil alemine el–Fatiha….