Halil Küçükparlak

Temiz Kağıdı

Temiz Kağıdı

Sevgili okurlarım evvelki hafta “Enflasyon düşer mi?” başlığında bir yazı yazıp kamu harcamalarında tasarrufa gidilmezse enflasyonun düşmeyeceğini belirtmiştim.

Geçen hafta da “Çağ atladık, çağ” başlığı ile yazdığım yazıda sağlık konusuna değinmiş, senelerce SGK primi ödeyen yaşlı emeklilerin ihtiyacı olan “gözlük” ve “işitme cihazı” gibi malzeme ücretlerinin kurum tarafından ödenen miktarlarının gülünç rakamlara döndüğünü belirtmiştim. Geçen haftaki yazımı okumamış olanlar veya okuyup hatırlamayanlar için tekrar kısaca hatırlatayım. En düşüğü 6-7 bin lira olan gözlük için kurum 150, evet yanlış okumadınız yazı ile yüz elli lira ödüyor. 50-60 bin liradan başlayan işitme cihazları için kurum 5 bin lira ödüyor.

“En düşük emekli maaşı 20 bin, ortalama emekli maaşı 25 bin lira olan ülkemizde emekliler 6 bin liraya gözlüğü, 50 bin liraya işitme cihazını nasıl alsın?” diye sormuştum.

Her iki yazıma da çok sayıda olumlu yorumlar geldi.

Çok sayıda okurum bana hak veriyordu.

Ama iki kişi de bu yazılarıma karşı çıktılar.

Kim olduklarını yazmayacağım onlar kendilerini biliyorlar.

Kim olduklarından çok itirazları önemliydi. Çünkü bana “Haksızsın” demiyorlardı, “Yazdıkların yanlış, onların doğrusu şöyle” de demiyorlardı. Peki “Ne diyorlardı?” derseniz, aynen şunu diyorlardı…

“Hep iktidarı eleştiriyorsun; muhalefet, özellikle de ana muhalefet partisi çok mu temiz, onu neden eleştirmiyorsun?” diyorlardı.

Tam elli beş yıllık sınıf arkadaşıma söz verdim, haftaya ana muhalefet partisini eleştireceğim diye şimdi onun arzusunu yerine getiriyorum.

Zaten mahkemelerden tutun da Yüksek Seçim Kurulu’na kadar herkes vuruyor, bir de ben vurayım da görün.

Yazımın başlığını neden “Temiz kağıdı” diye attığımı izah ederek başlayayım.

Yeni kuşaktan olan gençler bilmez, bizim nesil iyi bilir, hatırlar bu sözü.

Devletin herhangi bir kademesinde işe başlayacaklar gidip savcılıktan “Temiz kağıdı” alıp iş yerine teslim ederlerdi. Şu anda da var bu uygulama ama insanlar savcılığa gitmiyor artık internetten kendileri çıkarıyorlar. O zaman “Temiz kağıdı” dediğimiz sabıkası olmadığını belirten belgenin adı da şimdi “Adli Sicil Sorgulama” oldu.

Herhangi bir ilin gerek valiliğinde veya ilçenin kaymakamlığında her kademede görev alacak insanlardan istenirdi bu belge.

Şimdi gelelim ülkemizin son yerel seçimlerde en çok oy alarak birinci partisi olan ana muhalefet partisini eleştirmeye. Tam da sizin istediğiniz tarzda eleştireceğim.

Eyyy cehape neden “temiz kağıdı” istemedin, ya da hakkında araştırma yapmadan Hatay Belediye Başkan adayını belirledin?

Eyy cehape neden “temiz kağıdı” istemedin, ya da hakkında araştırma yapmadan Uşak Belediye Başkanını belirledin? Uçkuru gevşek insandan başka bir aday bulamadın mı Uşak Belediyesi için? Adapazarı’nda “Annemin peşini bırak Başkan” diye feryat eden bir öğrenci genç kızın çığlığını duymayan savcılar, Uşak’taki Özkan’ı hemen aldılar içeri yatsın cezasını çeksin.

2017 yılında İstanbul, Ankara, Bursa, Niğde ve Düzce Belediye Başkanlarının neden istifaya zorlandıklarını kimse sormaz ama şimdi bir takım “iftiracı” pardon onların deyimiyle “itirafçı” gizli tanıklar bulunarak elle tutulan hiçbir delil bulunmadan birçok belediye başkanın hapiste bir seneden beri.

2016 yılında Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nun ne şartlarda görevden alındığını ya da neden istifaya zorlandığını sormaz kimse ama son yapılan yerel seçimlerde ülkenin en büyük partisi durumuna gelen senin yaptığın kurultayı birtakım dedikodular bahane edilerek “Mutlak butlan” kararı veriliverir.

Eyyy cehape; geçen seçimlerdeki gibi “Kazanacak aday” peşinde koşma artık. Gerekirse kazanma ama Hatay’daki gibi, Uşak’taki gibi, Aydın’daki, Afyon’daki, Afyon Dinar’daki, Ankara Keçiören’deki gibi adaylarla girme seçimlere.

Başa dön tuşu