Anlayan varsa bana da anlatsın
Sevgili okurlarım, son günlerdeki ülkemizin gündemini işgal eden olayları sizler de benim gibi takip ediyorsunuzdur mutlaka.
Ben bir gazeteci olarak da, bu ülkenin bir vatandaşı olarak da takip etmeye çalışıyorum ülkemin gündemini.
Ama gündemi işgal eden konuları anlamakta zorlanıyorum, sizler tam olarak anlayabiliyor musunuz bilmiyorum, yukarıda yazdığım yazımın başlığındaki gibi “Anlayan varsa bana da anlatsın” diyorum.
Yaklaşık bir sene önce ittifak ortağı olarak ülke yönetiminde söz sahibi olan en milliyetçi partinin genel başkanı yaptığı konuşmada İmralı adasında müebbet hapis cezasını çekmekte olan terör örgütü elebaşına seslenerek “Terörün ülkemizin gündeminden tamamen çıkarılması amacıyla gelsin Meclis’te DEM Parti grubunda konuşsun, umut hakkından da yararlansın” dedi.
O zamanlar bu sözleri duyunca ben de benim gibi birçok vatandaş da hayretler içinde kalmıştık.
Sonra bildiğiniz gibi Meclis’te temsil edilen partilere mensup milletvekillerinden oluşan bir komisyon kuruldu. Adına da “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” denildi.
Komisyon günlerce toplantılar yaptı, birçok kişileri, kurumları, dernekleri dinledi.
Artık sona gelinmişti.
Bu komisyona mensup milletvekillerinin İmralı Adası’na giderek benim ve birçok kişinin nazarında terör örgütü elebaşı olan ama milliyetçi parti liderinin “Kurucu Önder” dediği kişiyle görüşmeye gitmesine karar verildi.
Bazı partiler gitmemeye karar verdiklerinde milliyetçi parti lideri tekrar celallendi “Kimse gitmiyorsa, yanıma arkadaşlarımı alıp ben giderim” deyiverdi.
Neyse sonunda gittiler ve onun tabiriyle “Kurucu Önder”le görüştü milletvekilleri.
O da örgütüne seslenerek silahların bırakılması talimatını verdi.
Belirlenen bir noktada dağdan inen yaklaşık 30 terörist ellerindeki silahları bir metal kabın içine koydu kameraların önünde sonra ateşe verildi.
Yani silah bırakılmış oldu. Oldu da, ne oldu yani?
Daha devamı olmalıydı doğal olarak.
Tekrar konuştu terör örgütü elebaşına “Kurucu Önder” diyen milliyetçi parti lideri ve “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?” diye sordu ve ekledi:
“Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” diye sordu.
Ben bunu duyunca bir daha şok oldum. Yaklaşık olarak biliyordum ama emin olmak için açtım Türk Dil Kurumu sözlüğünü, baktım “Statü” kelimesinin manasına.
“Bir kimsenin bir toplumda ya da topluluk içindeki durumu, yeri, kazandığı saygınlık, makam” olarak belirlenmişti Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Statü” kelimesinin manası.
Yani, terör örgütü elebaşının toplumda kazandığı saygınlık kabul edilecek, ona bir makam verilecekti.
En milliyetçi partinin lideri bu konuda başka bir açıklama yapmadı ama DEM Parti Eş Genel Başkanı, grup toplantısında, “Kalıcı bir barış için Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı” şeklinde konuştu ve devamında “İmralı ve Öcalan’a özel statü tanımlamasının bir yasal çerçeveye kavuşturulması gerekir” dedi. “Öcalan’a başmüzakereci statüsü verilmesini mi istiyorsunuz?” sorusuna da “Evet” yanıtını verdi.
Şimdi statüsü belirlenmiş oldu. Bu söz telaffuz edildiğine göre kabul edilecek ve hayata geçirilecek.
“Başmüzakereci” olarak İmralı Adası’nda yaşayacak. Daha önceden sosyal medya hesaplarında çeşitli yazılar dolaşıyordu İmralı’da villa tipi geniş bir bina yapılmaya başlandığı. Anlaşılıyor ki, Başmüzakereci orada ikamet edecek. Statüsü belirlenip bir makam, bir mevki verildiğine göre, devlet tarafından maaşları bizim vergilerimizle ödenmek üzere kendisine bir sekreter, bir yardımcı, belki bir halkla ilişkiler müdürü, garson, aşçı falan verilecek. Belki ileriki bir tarihte İmralı adası ilçe yapılıp “Başmüzakereci” unvanının yanına “İmralı Kaymakamı” unvanı da eklenirse artık şaşırmayalım.
İşte benim anlayamadığım da bu zaten, ülkemizdeki cezaevlerinde birçok kişi “Terör örgütüne yardım yataklık” suçundan hapiste yatarken aynı terör örgütünün başına nasıl “Statü” veriliyor?
Ayrıca bir de “entegrasyon” sözü dolaşıyor ortalıkta. “Suça karışmamış” terör örgütü elemanları topluma entegre edilecekmiş. Kandil dağında mobese kamerası mı var? Kimlerin suça karıştığı, kimlerin karışmadığı tam net olarak nasıl anlaşılacak? Hem bu komisyon kurulup elebaşına statü verilince “Türkiye terörsüz mü olacak?”. Daha birkaç gün önce Yalova’da başka bir terör örgütü tarafından polislerimiz şehit edildi. O örgütün başına da statü mü verilecek?
Daha birçok deli sorular var aklımda. Ben anlayamıyorum, anlayan varsa bana da anlatsın.




